Call of Duty: WW2 inceleme

Yazan: Yaşar Baturalp Artar , Cumartesi, 11 Kasım 2017 13:04 GMT

Geçtiğimiz yıllarda yaşanan başarısızlıkların ardından hayranları dışında yeni oyuncular elde edemeyen Call of Duty, dirilme çalışmalarına devam ediyor. Call of Duty: WWII ile gelecek konseptinden ayrılarak oyunculara kulak veren Activision, önemli bir adım atmış oldu. Bu adımın gerçekten ne kadar başarılı olduğunu Call of Duty: WWII incelememizde sizlere açıklıyoruz.

Call of Duty: WW2

Köklerine tam anlamıyla geri dönen Call of Duty serisi, tam anlamıyla bir dönüm noktasına gelmiş durumda. Art arda bizlere sunulan başarısız oyunların oluşturduğu şöhretin yıkılma zamanı geldi. Eğer Activision, bu oyunla da doğru yolu bulamazsa serinin gideceği yönü hepimiz biliyorduk. Bazı noktalarda başarısızlıklar olsa da, geliştiricilerin doğru yolu bulduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii ki bir önceki cümleye “neyse ki” eklemesi yapmak gerekiyor. Her ne kadar Call of Duty serisinin son oyunlarını beğenmemiş olsak da daha önceki oyunların yaşattıklarını unutmamız gerekmiyor. Serinin yeniden doğuşa geçebileceği bu oyunda, inceleme boyunca bahsedeceğim bir takım eksikler bulunuyor tabii ki. Sonuçta eksikler de Call of Duty markasının olmazsa olmazı haline geldi.

“Call of Duty serisinin son oyunlarını beğenmemiş olsak da, daha önceki oyunların yaşattıklarını unutamayız.”

Activision Blizzard’ın milyon dolarlık markası olan Call of Duty’nin neden hiçbir zaman gerekli öneme sahip olamadığını anlamasak da, Call of Duty: WWII ile bizleri büyük bir iyileşme beklediğini söyleyebilirim. Birkaç sene geriye gittiğinizde, Call of Duty oyunlarının yüzeysel ve yapı olarak da bozuk senaryolara sahip olduğu muhtemelen dikkatinizi çekecektir. Bu oyun ile birlikte ise çok daha tanıdık bir şekilde bizlere sunuluyor hikaye anlatımı. Eğer son yıllarda sinemalara gelen Er Ryan’ı Kurtarmak gibi benzeri filmleri izlediyseniz, oyundaki savaş atmosferinin nasıl olduğunu anlamanız çok daha kolay olacaktır. Film benzeri bir İkinci Dünya Savaşı atmosferine sahip olan oyunun senaryo yapısı hakkında da detaylı olarak incelemenin ilerleyen kısımlarında konuşacağız.

Giriş bölümünün sonu olarak ise, oyunun yaşadığı grafik düşüşünden bahsetmek istiyorum. İncelememin sonlarına doğru oyunun grafikleri ile ilgili daha fazla detay verecek olsam da bu güncel gelişmeden girişte bahsetmek daha doğru olacaktır. Daha önce gösterilen tanıtım videolarında ve paylaşılan ekran görüntülerindeki grafik kalitesini ana oyunda bulamayacağınızı üzülerek belirtmeliyim. Beklentilerimi oldukça yüksek tutarak açtığım Call of Duty: WWII bu konuda beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Dilerseniz senaryo ve oynanış hakkında konuşarak incelememize başlayalım. Daha sonra ise çok oyunculu modlardan ve oyunun grafik/performans özelliklerinden bahsedelim.

Call of Duty: WW2

Emir demiri bile keser mantığının hakim olduğu karakterler Amerikan milliyetçiliğini temsil etmeye devam ediyor. Call of Duty serisinin vazgeçilmezi olan bu karakterler önceki oyunlardan daha dramatik bir şekilde bizlere sunulmuş. Oyunda öncelikle ün kazanmış 1. Bölük askerlerinden birisi olan Red lakaplı Daniels’ı kontrol etmeye başlıyoruz. Bu arada, girişteki ara sahnenin de oldukça başarılı olduğunu eklemeliyim. İkinci Dünya Savaşı hakkında gerçeklik niteliği taşıyan bilgiler vermek ile kalmayan bu sahnede oyunun görsel bakımdan neler sunacağına da ilk defa tanık oluyoruz. Sahnenin önemi ise tabii ki verdiği bilgilerden geliyor. Oyunun senaryo modu, serinin önceki oyunlarına göre çok daha başarılı bunu söylemeden herhangi bir bilgi vermek istemiyorum. Sonuçta bazılarımız detayları okumak yerine kesin açıklamaya bakmayı da tercih edebilir.

“Call of Duty: WWII, gerçek anlamda tutarlı bir senaryo ile oyuncuların karşısına çıkıyor.”

Dünyaca ünlü D-Day ile başlayan oyun, bu andan itibaren tarihi dayanağı olan FPS oyunlarını seven pek çok oyuncuyu etkilemeye başlayacaktır. Battlefield kalitesine yaklaşan grafikleri gördüğümüz sahnelerde, oyundaki ekibimiz de bizlere sunuluyor. Yani senaryonun ortasında bir karakterin gelip de sanki iki bölümdür tanıyormuşsunuz gibi davranması gibi bir durum söz konusu değil. Senaryodaki tutarlılığın bu şekilde sağlanmış olmasının Activision açısından büyük bir adım olduğunu belirtmek gerekiyor. Bu tip bir senaryoyu en son Call of Duty: Black Ops II oyununda görmüştük galiba. İkinci Dünya Savaşı temasını ne olursa olsun başarılı bir şekilde işleyebilen Call of Duty serisi, bu oyun ile birlikte de bizleri hikayeyi işleme konusunda kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor.

Oyunda bizlere sunulan karakterlerin her birinin bir geçmişi olması ve boşluktan ibaret figürlerin bulunmaması oyunun senaryosunda en çok dikkatimi çeken özelliklerden birisi oldu. Uyduruk ve anlamsız yürüyüşler ile başlamayan Call of Duty: WWII senaryosu, oyuncuyu direk olarak oyuna ve bilgilerin içine çekmeyi başarıyor. FPS oyunlarının senaryolarının kolay kolay tatmin edemediği birisi olmama rağmen, Call of Duty: WW2 senaryo modunun beklentilerimizi karşıladığını hatta bu beklentilerin üstüne de çıktığını söyleyebilirim. Senaryonun bizlere etkili bir şekilde sunulmasını sağlayan oynanıştan bahsederek incelememize devam edebiliriz. Call of Duty: WWII ile birlikte köklerine dönen seri, yeni oyuncuların alışkın olmadığı bir çok yeniliği de bizlerin beğenisine sunmuş durumda.

Call of Duty: WW2

İlk Call of Duty oyunlarını oynayanlar, o eski savaş temasının gerçeğe yakın oynanış ile birlikte ne kadar tatmin edici olduğunu hatırlayacaklardır. Call of Duty: WW2 ile birlikte neredeyse tam anlamıyla bu oyunların yapısına geçiş yapmış Activision. Bu dediklerimin ne anlama geldiğini bilmiyorsanız, muhtemelen ilk oyunları oynamadınız ve bu söyleyeceklerim de sizlere garip gelecek. Call of Duty: WWII’de otomatik can yenilenmesi gibi bir durum bulunmuyor mesela. Eğer canınız azalırsa ve çatışmada ağır yaralar alırsanız, bir köşeye gidip iyileşmeyi beklemek yerine dostlarınıza koşarak ilk yardım paketi istemeniz gerekiyor. Etraftan bulabileceğiniz ilk yardım paketleri de işinizi gördüğü için eşya toplamak Call of Duty serisinde yeniden bir öneme sahip olacakmış gibi görünüyor. Her bir takım üyesinin yalnızca hikayedeki boş birer karakter olması durumunun ortadan kalkmasını sağlayan bu oynanış mekaniği, oyuncuların bir FPS oyunundan beklentilerini de karşılayacaktır diye düşünüyorum.

“Senaryo modu ve oynanışı konusunda İkinci Dünya Savaşı temasına ve Activision’a bir şans vermelisiniz.”

Oldukça beğendiğim ve takdir ederek karşıladığım bu oynanış mekaniğinin Medal of Honor serisinde de gördüğümüz gibi cephane bakımından da geçerli olması gerçekçilik unsurunu önümüze koyuyor. İkinci Dünya Savaşını etkileyici bir şekilde oyunculara sunmak istiyorsanız, zaten gerçeklikten uzaklaştığınızda kitleyi kaybedersiniz. Son birkaç oyundur gördüğümüz gelecek temasının getirdiği gerçek dışı unsurların denklemin dışına atılmış olmasını mutluluk verici bir gelişme olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Seriyi ilk oyunundan beri takip etmekte olduğum için, Call of Duty: WWII’nin tam bir Call of Duty oyunu gibi hissettirdiğini rahatlıkla sizlere iletebilirim. Hikaye anlatımının güçlü olması sayesinde ortaya çıkan heyecanlı oynanışın da göz ardı edilemeyecek kadar başarılı olması söz konusu. Yani şimdiye kadar bu oyun hakkında düşündüğünüz her şeyi silerek temiz bir sayfa açabilir, oynanış ve senaryo hakkında iyi düşünmeye başlayabilirsiniz.

Tüm bunların yanı sıra, yenilikler belirtmeden biraz Call of Duty: WWII oynanışı hakkında da konuşalım. Oyunun vuruş hissi bana göre her Call of Duty oyununda olduğu gibi biraz zayıf. Yani düşmanı vurduğunuzda karşı tarafa bir zarar verdiğiniz duygusunu hissedemiyorsunuz maalesef. Bunun yanı sıra savaş hissinin eksik kaldığı anlar da olabiliyor. Eğer bunları göz ardı edebilecekseniz, oyunun senaryosunu mükemmel olarak düşünebilirsiniz. Her Call of Duty oyununda yaptığınız gibi hiç senaryoya bulaşmadan çok oyunculu modlara girmek yerine İkinci Dünya Savaşı temasına ve Activision’a bir şans vermeniz gerekiyor. Aynı oyunun tasarımı değişmiş hali mantığı ile karşımıza çıkmayan Call of Duty: WWII, uzun zamandır gerçek yenilikler ile karşımıza çıkan ilk Call of Duty oyunu olma özelliğini de taşıyor.

Call of Duty: WWII

Zombi modundan önce, temel çok oyunculu modlardan bahsetmek istiyorum. Gelecek temalı Call of Duty oyunları ile birlikte görmeye alıştığımız pek çok oynanış mekaniği çok oyunculu modda kendine yer bulamamış durumda. Yani etrafta iki kere zıplayarak hava yükselen veya duvarlarda koşan Nazi askerleri görmeyeceksiniz. Oyuncu olarak yapabileceğiniz oynanış tercihi, çok oyunculu mod için bölüğünüzü seçmekten geçiyor. Piyade, Dağcı, Sevk, Zırhlı ve Paraşütçü birliklerinden birisini tercih ederek çok oyunculu modda kullanacağınız sınıfa dair seçim yapmış oluyorsunuz. Bu seçim kullanabileceğiniz silah veya ekipmanları sınırlamıyor olsa da, oynanışa şekil veriyor diyebiliriz. Yani belirli güçlendirilmiş özellikler ile kullanabileceğiniz belirli silahlar bulunuyor. Eğer bunları kullanmamayı tercih ederseniz, oyuna isyan ederek rakipleriniz karşısında geriye düşmüş olacaksınız.

“Destiny oyunlarındaki sosyal alanlara benzer Headquarters lobisi Call of Duty: WW2 ile oyunculara sunuluyor.”

Önceki birkaç oyundan çok daha farklı bir his veren çok oyunculu modda daha önce görmediğimiz oyun seçenekleri gibi pek çok yenilik bulunuyor. Bu noktada bu yeniliklerin detayına girmek istemiyorum ancak şimdiye kadar haberlerimizde bunlara pek çok kez değindik. Yeni çok oyunculu modların oyunculara sunulması ve aynı zamanda eskilerin de korunması oyuncuyu her zaman memnun etmiştir. Çok oyunculu mod kapsamında sunulan belki de en büyük yeniliğin Headquarters olduğunu belirtmek gerekiyor. Tam anlamıyla bir sosyal alan olan Headquarters’ı tanımak için Destiny oyunlarına bakmanız yeterli olacaktır. Bahsettiğimiz oyunların her ikisi de Activision Blizzard markasına ait olduğu için, Call of Duty: WW2 ile böyle  bir adım atılmış olmasının şaşırtıcı olmadığı ortada. Üstelik Headquarters lobisinin gerçekten işe yarar bir sosyal özellik olması da oyunun artılarından birisi haline gelmiş durumda.

Temel çok oyunculu modları geride bırakırsak, karşımıza pek çok Call of Duty oyuncusunun favorisi olan Zombi modu çıkıyor. Hatta biliyorsunuz, oyunu yalnızca bu modu oynayabilmek için satın alan bir oyuncu kitlesi bile bulunuyor. Call of Duty: WW2 ile birlikte Nazi zombilerinin geri dönmesiyle aynı eski Call of Duty oyunlarındaki gibi heyecan ve şevki damarlarınızda hissetmeye başlıyorsunuz. Sizi oyunda yalnız bırakmamak için kısa bir eğitim almanız gerektiğini düşünen geliştiriciler, zombi modu için ufak bir eğitim koymayı da ihmal etmemişler. Oyunlardaki ufak eğitimlerin oldukça kıymetli olduğunu düşündüğümden bu noktada da geliştiricileri takdir etmek istiyorum. İstediğiniz karakteri seçebildiğiniz zombi modunun en büyük özelliklerinden bir tanesi detaylı özelleştirmelere sahip olması. Bu özelleştirmelerin yanı sıra sınıf seçimi yaparak özellikleri belirleyebilmek de oynanışı çeşitli hale getirmiş.

Call of Duty: WW2

Grafik bakımından oldukça tatmin edici bir şekilde karşımıza çıkan Call of Duty: WW2, günümüzde oyunculara sunulmuş olan pek çok oyunun gerisinde kalsa da Call of Duty markasını bir adım ileriye taşımayı başarıyor. Özellikle ana sahnelerde oldukça başarılı sinematikler sizleri bekliyor olacak. Çevre tasarımının ve bina yapılarının dikkatle ele alınmış olması da oyundaki İkinci Dünya Savaşı temasının güçlendirilmesine katkıda bulunuyor. Atmosferik ışıklandırma ve diğer detaylı unsurların ise oyuncuya yansıyan grafikleri yeteri kadar etkilemediğini düşünüyorum. Oyundaki derinlik yapısı önceki Call of Duty oyunlarına göre çok daha gelişmiş olsa da istediğimiz noktaya ulaşabilmiş değil. Sonuçta ister istemez Battlefield’ın Frostbite oyun motoru ile yaptıkları ile kıyaslamaya başlıyoruz oyunu.

“Call of Duty: WWII, ne taraftan bakarsanız bakın son zamanların en başarılı Call of Duty oyunu.”

PC platformunda incelediğimiz oyunda herhangi bir performans sorunu bulunmadığını da söyleyebilirim. İncelemenin başında da belirttiğim gibi, geliştiricilerin vaat ettikleri grafikleri sunamamasının nedeni performans olabilir. Oyunun final sürümünde net bir grafik düşüşü olması oyuncuların yüksek performans almak için isteyeceği bir durum mu, orası tartışılır. Savaş temasını yansıtan bir oyun olan Call of Duty: WWII’nin ses tasarımına özen gösterildiği de aşikar. Oyundaki atmosfere büyük katkıda bulunan seslerin hiçbir noktada ilginç yönlere gittiğine şahit olmadım. Oyunun geliştiricisi Sledgehammer Games’in başarılı bir iş çıkardığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Son zamanlarda gördüğümüz en başarılı Call of Duty oyunu olan Call of Duty: WWII, pek çok yönden oyuncuları etkilemeyi başaran bir FPS yapıtı. Yenilikler ile karşımıza çıkan oyun yapısının yanı sıra beğenilesi bir senaryo moduna da sahip olması oyunun artıları arasında yer alıyor. Bir önceki oyuna göre yapılan grafik yükseltmeleri ve performans güçlendirmeleri de teknik açıdaki artılar arasında yer alıyor. Temel çok oyunculu modda pek fazla yenilik bulunmasa da, yapılan az sayıdaki yeniliğin gerekli ve yeterli olması bizleri tatmin etmeye yetiyor. Uzun zaman sonra başarılı bir Call of Duty oyunu görmenin beni gerçekten mutlu ettiğini belirtebilirim. Eğer serinin son oyunlarından hoşlanmadıysanız bile, Call of Duty: WWII’ye bir şans vermelisiniz.

Son olarak, kardeş sitemiz olan Leadergamer tarafından yazılmış Call of Duty: WWII inceleme yazısına da göz atmayı unutmayınız. Farklı farklı fikirler görmek her zaman iyidir!

Comments

Headlines

Call Of Duty

Call Of Duty: WWII

Call Of Duty Ww2