Assassin’s Creed Origins incelemesi: Ubisoft açık dünyası hayata dönüyor

Yazan: Yaşar Baturalp Artar , Cumartesi, 28 Ekim 2017 21:28 GMT

Uzun bir süredir aramızda olmayan Assassin’s Creed serisinin yeni oyunu Assassin’s Creed: Origins, pek çok yenilik ile birlikte karşımıza çıkıyor. Mısır temasına yapılan geçişin yanı sıra oynanıştaki büyük değişiklikler de bu oyun ile birlikte bizler ile buluşuyor. Bu yazımızda Assassin’s Creed: Origins’i bütün detayları ile inceliyor ve sizlere aktarıyoruz.

Assassin's Creed Origins

23 Ekim 2015 tarihinde çıkış yapan Assassin’s Creed Syndicate ile birlikte serinin sonlanacağı iddiaları ortaya çıkmıştı. Ubisoft, Assassin’s Creed serisini sonlandırmak yerine gelişmiş bir şekilde oyuncuların karşısına koymayı tercih etti. Geliştiriciler tarafından dört yıldır üzerinde çalışıldığı belirtilen Assassin’s Creed Origins, daha önce seride görmediğimiz bir tema ve pek çok yenilik ile karşımıza çıkıyor. Güncellenmiş yetenek ilerlemesi sistemi ve eşya seviyeleri ile birlikte, Rol Yapma Oyunu türünün temellerini uygulamayı başaran bir Assassin’s Creed oyununu karşımızda görüyoruz.

Oyunun en çok dikkat çeken unsurlarından birisi, tabii ki incelememin devamında da bahsedecek olduğum yenilenmiş dövüş mekanikleri. Serinin ilk oyunundan bu yana, ilk defa Assassin’s Creed Origins ile birlikte dövüş mekaniğinin temel mantığı değişiyor. Hatta geliştiricilerden yapılan açıklamalara göre, dövüş mekaniklerini oluşturan kodlar ilk defa bu oyun ile baştan yazılmış. Yeni dövüş sisteminin kesinlikle daha zorlayıcı ve daha mantıklı olduğunu söyleyebiliriz. Oynanıştaki bu detaylılık yüzünden, bir Assassin’s Creed oyununda “Kolay”, “Normal” ve “Zor” olmak üzere üç farklı zorluk modu bizlere sunuluyor.

Assassin’s Creed Origins incelemesinde öncelikle oyunun Mısır’ı nasıl ele aldığından ve oluşturulan temadan bahsedeceğim. Bundan sonra ise hikaye ve oynanış hakkında değerlendirmelerde bulunduğum kısımlar sizleri bekliyor olacak. Daha sonra ise oyunun hayvanlar gibi türlü tehlikeler ile dolu açık dünyasının başka neler sunduğu hakkında konuşacağız. Teknik kısımlardan da bahsettikten sonra incelememi sonlandıracağım. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan son zamanların en başarılı Assassin’s Creed oyunu olan Assassin’s Creed Origins incelememize başlayalım.

Assassin's Creed Origins

Antik Mısır, bütün ihtişamı ile karşınızda

Oyun, Antik Mısır’ın şimdiye kadar görülmüş en güzel dijital tasarımlarından birini bizlere sunuyor. Yani oyuna sadece bir video oyunu gözüyle değil de, bir yansıma gibi baktığınızda bile takdir ediyorsunuz. 2018 yılının ilk aylarında oyunculara ücretsiz olarak sunulacak olan “Keşif Modu”, bu konudaki beğenilerimizi daha da artıracak gibi duruyor. Açık dünyanın yapısı ile ilgili detaylardan daha sonra bahsedecek olsam da, genel yapının harika olduğunu söyleyebiliriz. Zaten Assassin’s Creed oyunları konu aldıkları şehirleri kaliteli bir biçimde tanıtmak ile ünlenmişken, Assassin’s Creed Origins çıtayı tam anlamıyla göklere yükseltiyor.

Oyunu başlattığınız ve giriş görevini tamamladığınız zaman, karşınıza çıkan küçük şehre bakarak oyunun haritası hakkında yanılgıya düşmeyin. Assassin’s Creed Origins, neredeyse bütün Antik Mısır’ı ayaklarımızın altına sermeyi başarmış. İskenderiye gibi tarihi değere sahip dev şehirlerin bile oyunda yer alıyor olması, Mısır tarihi ile ilgilenen oyuncular için daha da etkileyici olacaktır. Oyun içerisinde gerek yapay zeka tarafından kontrol edilen insanların, gerek ise bizlerin yaptığı hareketler sonucu Mısır geleneklerine uygun durumların ortaya çıkması da atmosferi büyük oranda güçlendirmiş diyebilirim.

“Antik Mısır temasını sonuna kadar yaşamak istiyorsanız, çıkıştan sonra kullanıma sunulacak olan Keşif Modu özelliğini incelemelisiniz.”

Ubisoft, kendisinden bekleneni yaparak tarihi dokuyu bizlere yansıtıyor. Oyunun bu noktada en çok ilgimi çeken özelliklerinden birisi ise fotoğraf modu oldu. Günümüzde oyunculara sunulan pek çok oyunda fotoğraf modu bulunmasına rağmen, Assassin’s Creed Origins dünyasında bu keyfi yaşayabilmek bambaşka bir his oluşturuyor. İnsanların giyimlerinde bile neredeyse hiçbir sorun olmadığını söyleyebilirim. Ortaya çıkan bazı teknik hatalar bulunuyor tabii ki, ancak bunlardan incelememin ilerleyen kısımlarında uygun yerlerde bahsedeceğim.

Antik Mısır temasının oluşturulmasında en büyük katkıyı yapan unsurlar, tabii ki tarihi kişilikler. Herkesin artık en azından ismini duymuş olduğu 7. Kleopatra, yani Kleopatra, bile oyunda kendisine yer bulmuş durumda. Bütün bunların bir oyun tarafından yaşatılıyor olması, tabii ki oyunu takdir etmemizi sağlıyor. Ubisoft, Assassin’s Creed Origins ile birlikte hedef aldığı temayı oyuna tam olarak yansıtmayı başarmış. Tek eksikliğin ise oyunun arayüzünde olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki Animus havasının arayüzde esmesi oldukça mantıklı ancak bu hava biraz daha sarı ağırlıklı olabilirmiş. Eleştirecek yer mi bulamadın da arayüz sarı olsaymış diyorsun diyebilirsiniz. Evet, Mısır teması ile ilgili tek eksik arayüzün mavi Animus teması ile kalması.

Assassin's Creed Origins

Assassin Brotherhood’un köklerine kadar ilerliyoruz

Oyunun hikayesi, gerçekleşen bir dizi olayı görmemiz ve karakterimiz olacak olan Bayek’i tanımamız ile başlıyor. Aslında bir Medjay olan, daha sonra kendisi ve oğlunun başına gelen bir olay üzerine tüm yaşamı elinden alınmış kadar olan karakterimiz ile aramızda bir duygusal bağ oluşuyor. Sığ ve hiçbir genişliğe sahip olmayan hikayeler ile karşımıza çıkan Assassin’s Creed oyunlarının ardından, Assassin’s Creed Origins’in hikayesi bizleri oldukça tatmin edecek gibi görünüyor. Medjay kavramının ne olduğunu merak ettiyseniz, oyun içerisindeki ara sahneleri geçmemenizi tavsiye ederim. Firavun’un topraklarında düzen sağlayan Medjay’lerin tam hikayesini burada açıklamayacağım tabii ki.

Oyunun ilerleyen kısımlarında Aya adlı bir karakter ile karşılaşıyorsunuz. Canlandırdığımız karakter olan Bayek’in karısı Aya, Kleopatra için ajanlık görevi yapmakta. Karakterimiz ile Aya arasındaki bağların nasıl şekillendiğinden bahsetmeyecek olsam da, bu bağların Assassin Brotherhood’un kuruluşuna kadar uzandığını söyleyebilirim. Yani Assassin’s Creed Origins bizlere eski oyunlarda gördüklerimizden başka, daha önce tanımadığımız sıradan bir suikastçıyı sunmuyor. Oyun, bizleri bütün serinin başlangıcını oluşturan kardeşliğin temellerinin nasıl atıldığına kadar götürüyor.

“Oyundaki karakterimiz olan Bayek, sıradan bir suikastçı değil. Assassin Brotherhood’un kuruluşuna tanık oluyoruz.”

Hikayenin böyle bir derinliğe sahip olması, hem önceki oyunlardaki sığ senaryoların oyuncular üzerinde bıraktığı etkileri ortadan kaldırıyor hem de bu oyunun Assassin’s Creed serisinde önemli bir yerinin olmasını sağlıyor. Hikaye görevlerinde ilerleyebilmek için belirli bir seviyeye ulaşmanız gereken durumlar ile daha önce de karşılaşmıştık. Bu oyunda ise eğer tavsiyelere uymazsanız sinir krizleri geçirebiliyorsunuz. Avlamak istediğiniz rakibinizin seviyesi sizden biraz yüksek olsa bile, yanındaki adamlar ile birlikte sizi kolaylıkla alt edebiliyor ve güçsüz duruma sokabiliyorlar. Hikayenin bir anda ilerlememesi ve Bayek’in tutarlı bir biçimde gelişmesi için bu zorluk ideal olmuş.

Açık dünya görevleri ve yan görevlerin çok daha fazla anlam ifade etmesi de Assassin’s Creed Origins ile birlikte sağlanmış. Yeni eşyalar elde etmenin ve seviye atlayarak yetenek geliştirmenin az sonra bahsedeceğim gibi çok önemli olduğu oyunda, yan görevleri tamamlayarak ilerleme kaydetmeniz gerekiyor. Aksi takdirde oyunun ilerleyişine göre güçsüz kalabiliyor ve az önce de belirttiğim gibi düşmanların karşısında duramayabiliyorsunuz. Hikaye görevlerinin vur-çık sisteminden koparak bulmacalar çözmeniz ve stratejiler geliştirerek düşmanları öldürmeniz gereken bir sistemi temel alması oyunun bütünlüğünü mükemmel hale getiriyor.

Assassin's Creed Origins

Yeni dövüş mekanikleri, RYO türünü mükemmel bir biçimde yansıtıyor

Assassin’s Creed Origins ile birlikte serinin tüm oyunlarında görmeye alıştığımız dövüş sistemi ortadan kayboluyor. Yıllardır kullanılan ve artık oyuncuların hamlelerine cevap veremeyen eski sistemin yerine, RYO türünü çok daha iyi yansıtan bir dövüş mekaniği sistemi getirilmiş. Oyundaki en çok beğendiğim unsurlardan birisinin bu olduğunu ve sizlerin de beğeneceğine emin olduğumu söyleyebilirim. Yeni dövüş mekanikleri ile, sadece bir tuşa basılı tutarak tüm yönlerden gelen hamleleri engellememiz mümkün olmuyor. Yani çok sayıda düşman ile savaştığınızda konumunuzu iyi ayarlamanız gerekiyor. Oyunun kolay, normal ve zor zorluk seviyelerini oyun içerisinde de değiştirebiliyorsunuz. Eğer yeni dövüş mekaniklerine alışmakta zorlanıyorsanız kolay moda geçebilir ve daha sonra zorluk seviyenizi yeniden ayarlayabilirsiniz.

Kılıç ve mızrakların çeşitliliğinin gerçekten fark ediyor olması oyundaki en önemli detaylardan bir tanesi. Düşman üzerinde zehirli etkiler bırakan orak şeklinde bir kılış veya klasik bir asker kılıcı kullanabiliyorsunuz. Eşyalar, oyunun pek çok noktasında olduğu gibi RYO türüne uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış. Farklı değerlerde ve farklı seviyelerde eşyaları kullanabiliyor, istediğiniz gibi değerlendirebiliyorsunuz. Öldürdüğünüz düşmanların cesetlerinde ganimet aradığınızda da artık karşınıza sadece para veya tüketilebilir malzeme çıkmıyor. Oyunda herhangi bir noktada karşınıza daha önce görmediğiniz bir kılıç çıkabiliyor. Mezar soygunculuğu yaparken bile, ki bundan biraz sonra bahsedeceğim, oldukça değerli savaş eşyaları bulabiliyorsunuz. Assassin’s Creed Origins, silah çeşitliliği ve ganimet sistemi özellikleriyle de serinin kilometre taşı oyunlarından birisi haline geliyor.

“Baştan yaratılan dövüş mekanikleri, oynanışı biraz da olsa zorlaştırıyor. Sadece bir tuşa basılı tutarak her şeyi halledemiyorsunuz.”

Düşmanınıza mızrak ile saldırırken, yayınızı çekip uzaktaki düşmanları da avlayabiliyorsunuz. Assassin’s Creed Origins ile birlikte otomatik nişan alma sistemi olmadan ok ve yay ikilisini kullanabilme imkanı geri dönüyor. Oyundaki dövüşler oldukça zor olduğundan, işlerinizi gizlilik ile halletmek isteyebiliyorsunuz. Bu noktada da tabii ki ok ve yayınız devreye giriyor. Oynanışa büyük oranda çeşitlilik kazandırmanın yanı sıra, oyunda ilerlemeyi de kolaylaştırıyor. Gizlenerek ilerlemek, hele ki zor seviyede oynuyorsanız, oldukça önemli. Özellikle oyunun başlarında hikayeye göre eğitimli bir suikastçı değil eğitimli bir asker olduğunuz için zorluk çekebiliyorsunuz. Sonuçta askerler tek başına 10 kişiye değil 10 kişi ile birlikte karşı tarafa saldırmak için eğitiliyorlar. Hikayenin oynanışı etkilediği en önemli noktalardan birisi de bu. Ubisoft’un yaptığı oynanış hikaye geçişlerinin en kalitelileri arasında olduğunu söyleyebilirim.

Az önce de belirttiğim gibi, Bayek eğitimli bir suikastçı olmadığı için siz oyunda ilerledikçe gelişiyor. Ubisoft, Assassin’s Creed Origins ile birlikte oldukça detaylı bir yetenek ağacını oyunculara sunmuş. Oyunun yetenek ağacı hakkında bahsetmem gereken en önemli nokta ise, oynanışı gerçekten etkilediği ve oyunun gidişatını şekillendirdiği. Tanıtım videolarında gördüğünüz pek çok hareketi oyunun başlangıcında yapamıyorsunuz. Firavuna hizmet etmek ve bölgeleri korumak için eğitilmiş bir asker olarak, kılıcınız ve kalkanınız ile düşmanlara karşı savaşıyorsunuz. Oyunda ilerleyip seviye atladıkça yetenekleri açmanız mümkün hale geliyor. Örneğin tek bir hareket ile iki düşmanı öldürebiliyor veya havadayken yay gerdiğinizde zamanı yavaşlatabiliyorsunuz. Oynanışın bu şekilde çeşitlilik sahibi haline getirilmesi ve hikaye ile bağlantılı olarak oyunun en başından tüm güçlerin bize verilmemesi, ilerleme sistemini çok daha değerli kılıyor.

Pek çok yönden önceki oyunların eksikliklerini tamamlayan ve oynanış bakımından seriye devrim getirecek yenilikler yapan Assassin’s Creed Origins, düşmanlarımızı da çok daha gelişmiş kılıyor. Oyunun yapay zekası, durumdan duruma değişse de oldukça başarılı. Bazen rakibin dibine çömelerek girmenize rağmen sizi fark edemeyebiliyor, fakat genel duruma bakarsak yüksek bir farkındalık ile karşılaşıyoruz. Bir düşmandan 15-20 metre uzakta başka bir düşmanı öldürdüğünüzde olaylar bir anda istediğinizin tersine gelişebiliyor. Gizlenerek neredeyse bitirmeye yaklaştığınız bir görevi, açığa çıktığınız ve bir sürü düşman üstünüze geldiği için tamamlayamayabiliyorsunuz. Düşman yapay zekasının daha gelişmiş hale gelmesi sayesinde az önce de belirttiğimiz unsurların etkileyiciliği artıyor. Oyun zorluğunun, başlangıç seviyesindeki oyunların belki de normal oynamasına bile izin vermeyecek kadar yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Assassin's Creed Origins

Hayvanlar, dünyanın oldukça önemli bir parçası

Assassin’s Creed Origins, daha önce görmediğimiz büyüklükte bir açık dünyaya sahip. Bunu oyunun en önemli özelliklerinden birisi olarak gösterebilir ve oyuna karşı sahip olduğum pozitif görüşlerin kaynaklarından olduğunu belirtebilirim. Antik Mısır’ın bütün unsurlarını deneyimleyebileceğimiz açık dünyanın ne kadar büyük olduğunu anlatayım dilerseniz. İskenderiye gibi dev şehirlerin yanı sıra, bütün Antik Mısır coğrafyası oyun alanı olarak sunuluyor. Üstelik bu dünya, yalnızca yapılardan oluşan boş bir dünya da değil. Hayvanlar, bu oyun ile birlikte Assassin’s Creed serisinin önemli unsurları haline gelebilir. Açık dünyayı deneyimlerken, herhangi bir yerde ölümcül veya zararsız pek çok hayvan ile karşılaşabiliyorsunuz. Karşılaştığınız hayvan bir geyik de olabiliyor, bir timsah da size saldırabiliyor. Oynanışın kendini tekrar etmemesini sağlayan en önemli unsurlardan birisi de bu.

Assassin’s Creed Origins, hayvanları eğitmenize ve yanınızda yer almalarını sağlamanıza da olanak tanıyor. Düşmanlara tek başınıza karşı koymak yerine hayvan dostlarınızdan yardım almanızı sağlayan bu özelliği Far Cry serisinde gördüğümüze benzetebilirsiniz. Oyunda kendinize özel bir kuşunuz da bulunuyor, Senu. Kuş dediğime bakmayın, oldukça ihtişamlı görünen bir kartal Senu. Serinin önceki oyunlarında düşman ve yer tespiti yapmamızı sağlayan Eagle Vision yerini Assassin’s Creed Origins’in gerçek kartalına bırakıyor. Senu ile eşya oluşturmak için kullanacağımız materyalleri arayabiliyor veya görevde öldürmemiz gereken düşmanları tespit edebiliyoruz. Bunun yanı sıra düşman kamplarındaki hazinelerin ve düşman seviyelerinin tespit edilmesi de Senu ile mümkün oluyor. Kendimize ait bir kartalın olması ve onu bize yardımcı olması için kullanabilmemiz oynanışı çeşitliliğe kavuşturan en önemli özelliklerinden bir tanesi.

“Kendi hayvanımız olan Senu, önceki oyunlarda gördüğümüz Eagle Vision mekaniğinin yerini gerçekçi bir şekilde alıyor.”

Çölün ortasında ne gibi bir atmosfer oluşturulabilir diye düşünüyorsanız, tamamen yanıldığınızı söyleyebilirim. Özellikle vaha olarak tabir edilen alanların olduğu bölgelerde oldukça geniş bir doğa atmosferini sunuyor oyun bizlere. Assassin’s Creed serisi şimdiye kadar dünyanın kendi tasarımına odaklanmış olsa da, Origins ile birlikte dünya tasarımının yanı sıra detaylara da odaklanmaya başlıyor. Suya daldığınızda fark edebileceğiniz üzere oyunun bir su altı dünyası bile bulunuyor. Gece-gündüz dengesinin ve zaman ilerletmenin de oyuncunun kontrolünde olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki bunu yapabilmek için yetenek ağacından gerekli özellikleri elde etmeniz gerekiyor. Akşam ve gündüz saatleri arasındaki geçişte mükemmel günbatımlarının da sizleri beklediğini söyleyebilirim. Oyunun atmosferi gerçekten başarılı ve Antik Mısır özelliklerini çok net bir şekilde yansıtıyor.

Açık dünya aktivitelerinin genellikle sıradan halktan insanları korumak ve onlara yardımcı olmak gibi olaylar etrafında döndüğünü söyleyebilirim. Bunun yanı sıra, arena aktiviteleri ve bu aktiviteler sonucunda ortaya çıkan liderlik tabloları da bulunuyor. Eğer diğer oyuncular ile mücadele etmek ve kendinizi rekabetin içinde hissetmek istiyorsanız, Assassin’s Creed Origins bu imkanı da sunuyor. Bu oyunun oynanış özellikleri bakımından şimdiye kadar gördüğümüz en detaylı Assassin’s Creed oyunlarından birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle RYO türünün gerektirdiği her şeyin oyuna eklenmiş olması, bu türün hayranlarının ilgisini bir hayli çekecektir. Dilerseniz gelin, şimdi de bütün bu oynanış unsurlarının grafik ve performans yönleriyle nasıl dengelendiğini inceleyelim. Tabii ki Antik Mısır atomosferinin nasıl seslendirildiğinden de bahsedeceğiz.

Assassin's Creed Origins

Orta seviye bir bilgisayarda bile kaliteli ayarlarda oynayabilirsiniz

Assassin’s Creed Origins, gerçekten başarılı diyebileceğimiz grafikler ile karşımıza çıkıyor. Özellikle hemen aşağıdaki görselden görebileceğiniz gibi gece olduğunda ve etraf yalnızca ay ışığının yanı sıra ateşler ile aydınlatıldığında grafikler çok daha fazla öne çıkıyor. Gece gündüz değişiminin dinamik hale getirilmesi ile birlikte, çok daha kaliteli bir atmosfer ortaya çıkıyor. Assassin’s Creed Origins’in grafiklerinin daha önceki Assassin’s Creed oyunlarından bir değil birkaç adım önde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Okların ucunu ateşe verdiğinizde ortaya çıkan alev kaplaması ve alev efektinin bile etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Hikayede karşımıza çıkan karakterlerin veya etrafta herhangi bir yerde görebileceğimiz figürlerin modellemelerinin de oldukça başarılı olduğundan bahsetmek gerekiyor. Daha önce görmediğimiz kadar detaylı yüz yapıları bizlere sunulmuş.

“Oyunda hiçbir optimizasyon sıkıntısı olmaması oldukça şaşırtıcı. 3-4 yıllık orta seviye bir bilgisayarla bile oynayabiliyorsunuz.”

Oyunun başarılı grafiklerini optimizasyon da aynı doğrultuda takip ediyor. Birkaç yıl önce satın aldığınız orta seviye bir bilgisayar ile bile Assassin’s Creed Origins’i rahatlıkla oynayabiliyorsunuz. Bunun pek çok Ubisoft oyununda görülmeyen bir durum olduğunu hatırlatmakta fayda var. Tabii ki bu teknik hataların hiç olmadığı anlamına gelmiyor. Pek çok Assassin’s Creed oyunu, hatalarla dolu çıkış sürümleri ile ünlenmiş ve bu kara ünlerini yok edememişlerdi. Assassin’s Creed Origins ise oldukça az sayıda hataya sahip. Hiç yok diyemiyorum maalesef, parkur yaparken veya düşmanlar ile kapışırken bazı hatalar ile karşılaşabiliyorsunuz. Önemli olan, bu hataların oynanışı direkt olarak etkilememesi. Yani oyundaki küçük hatalar çok fazla olmadığı için gözümüze batmıyor. Optimizasyonun tavan seviyede olması ise oyunun 4 yıllık geliştirilme sürecinin hakkının verildiğini gösteriyor.

Seslerin bazı noktalarda beni hayal kırıklığına uğrattığını söylemem gerek. Karakter seslendirmeleri oldukça kaliteli, yani konuşma seslerinde herhangi bir sorun yok. Hatta Bayek’in seslendirmesinin mükemmel olduğunu ve bir Mısırlı gibi duyulduğunu söyleyebilirim. Kılıç seslerinde ise aynı başarıyı bulamıyoruz maalesef. Beni hayal kırıklığına uğratan noktanın da burası olduğunu söyleyeyim. Assassin’s Creed Origins gibi kılıç dövüşlerinin önemli olduğu bir oyunda çarpışma seslerinin de özenli olması gerekiyordu. Seslerden bahsetmişken, oyunun tema müziği hakkında da küçük bir yorumda bulunmak istiyorum. Oyunun ana tema müziği, Ezio’s Family kadar güzel. Tabii ki bu benim görüşüm ancak Assassin’s Creed takipçisiyseniz sizler de dinlediğinizde bana hak vereceksiniz. Genele bakıldığında, ses tasarımı ve müzik kalitesinin yukarıda olduğu görülebiliyor.

Assassin's Creed Origins

Bir oyunun incelenmesi gereken her noktada başarılı olan Assassin’s Creed Origins, bir RYO edasıyla bilgisayarlarınıza yüklemeniz için hazırlanıyor. Tamamen baştan yaratılmış olan dövüş mekanikleri, oyundan çok daha fazla keyif almanızı ve hamlelerinizin gerçekten işe yaradığını hissetmenizi sağlıyor. Dövüş sistemiyle bağlantılı olarak ise oyunda çok gelişmiş bir eşya sistemi bulunuyor. Pek çok farklı türde özelliklere sahip kılıç, mızrak, yay gibi ilkel silahları kullanabilmek oyundaki çeşitliliği büyük oranda artırıyor. Bunun yanı sıra, yenilenen yetenek geliştirme sistemi de Assassin’s Creed Origins’in sizin tercihleriniz üzerinden şekillenmesini sağlıyor. Yani kısacası, uzun yıllardır beklediğimiz Assassin’s Creed oyunu ile karşı karşıyayız.

Ubisoft, ilk oyunlarında mükemmel yaptığı ancak sonralarda devam ettiremediği açık dünya yapısını incelememizin başlığında da belirttiğimiz gibi bu oyun ile birlikte hayata döndürüyor. Eğer serinin sıkı bir takipçisiyseniz, Assassin’s Creed Origins kesinlikle almanız gereken bir oyun. Assassin’s Creed serisine başlangıç yapmak isteyenler için de hikayesi ve canlı dünyası ile tek kelimeyle ideal. Uzun yıllardır beklediğimiz, art ardına gelen hayal kırıklıkları ile çıkacağına dair umudumuzu kestiğimiz başarılı Assassin’s Creed oyunu karşımızda duruyor. Bir cümle ile incelemeyi sonlandırmak gerekirse, Assassin’s Creed Origins, son zamanlarda çıkış yapan en başarılı Assassin’s Creed oyunu diyebilirim.

Oyunları incelediğimiz bilgisayar

Oyunları PC üzerinde incelediğimiz zaman Casper Excalibur E800 kullanmayı tercih ediyoruz. Casper Excalibur E800, Intel Core i7-7700K işlemcisi ve Z170A Tomahawk anakartı ile bizlerin elinde bulunuyor. Ayrıca RAM olarak 32GB DDR4 2666 MHz, HDD ve SSD olarak da 2TB Sata (7200 RPM), 256 GB SSD kullanıyoruz. Casper Excalibur E800 içerisinde bulunan ekran kartı ise tabii ki 8GB NVIDIA GTX1080.

Son olarak, kardeş sitemiz olan Leadergamer tarafından yazılmış Assassin’s Creed Origins inceleme yazısına da göz atmayı unutmayınız. Farklı farklı fikirler görmek her zaman iyidir!

Comments