The Evil Within 2 inceleme

Yazan: Yaşar Baturalp Artar , Cumartesi, 14 Ekim 2017 03:27 GMT

Korku oyunlarının oyunculara sunabileceği en büyük unsurlar, genellikle gizemli bir senaryo ve bu senaryoyu destekleyecek atmosfer oluyor. İkisi arasındaki dengeyi sağlamak kolay olmadığından, etkileyici korku oyunları ile pek sık karşılaşmıyoruz. İlk The Evil Within oyunu, bu dengeyi kurmasına rağmen biraz yüzeysel kalmıştı. The Evil Within 2 ile birlikte bizleri bekleyen korkunun ne şekilde olduğundan incelememizde bahsediyor olacağız.

The Evil Within 2

Shinji Mikami gibi bir korku ustasının eseri olmasına rağmen oyuncuları tatmin edemeyen The Evil Within, yine de oyuncuların takdirini kazanmıştı. Normalde göremeyeceğimiz ve gerçekçi yaklaşabileceğimiz olayları birleştiren oyun, temasıyla öne çıkmıştı. Karakterler ile kurduğumuz bağ ise The Evil Within 2’de çok daha keskin olarak kurgulanmış.

İlk oyundaki yüzeysel senaryo, incelemenin sonraki bölümlerinde de bahsedeceğim gibi bu oyun ile birlikte çok daha derin bir hal alıyor. Karakterler ile aranızda bağ kurabiliyor ve duygu aktarımı yapabiliyorsunuz. Oyunun ilerleyişinin de oldukça dinamik ve oyuncuyu sıkmayan bir yapıya sahip olduğunu rahatlıkla belirtebilirim.

“The Evil Within 2, ilk oyunda yapılan bütün yanlışları düzeltiyor. Oyuncuya çok daha derin ve anlamlı bir hikaye sunuluyor.”

The Evil Within 2’nin ilk oyunun hissettirdiği boşlukları oldukça başarılı bir şekilde tamamladığı ve bunlara eklemeler yaptığını söylemek gerekiyor. Oyuncunun kendi görüşlerine sahip olmasını sağlayan yapıdaki senaryosu, bazı bölümleri düşüncelerinize bırakıyor. Bu özellik ile oyuncu, oynadığı yapıta çok daha derin bir şekilde bağlanabiliyor.

İncelemeye öncelikle oyunun teması ve atmosferinden bahsederek başlayacağım. Sonuçta bunlar korku oyunlarının en önemli unsurlarından bazıları. Daha sonra ise senaryo ve oynanış ile ilgili değerlendirmeler sizleri bekliyor olacak. Son olarak ise oyunun grafik ve performansını yorumlayarak incelememi sonlandıracağım. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan incelemeye geçelim.

The Evil Within 2

Korku unsurlarının olmadığı anlarda bile, oyunun atmosferi sizi germeye yetiyor

The Evil Within 2, kendisinden bekleneni vererek oldukça karanlık bir atmosfer ile karşımıza çıkıyor. Oyunda kullanılan ışıklandırma tekniklerinin bile atmosfere büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim. Aydınlık olması gereken ortamlar, gözünüze aydınlık görünse de oldukça karanlık bir his yaratıyor. Korku/gerilim oyunu olarak, The Evil Within 2’nin bu özellikler ile oyuncuların karşısına çıkması kesinlikle oyunun artı yönlerinden bir tanesi.

Saf korku yerine kullanılan duygusal bağların oluşturduğu korkular, oyunun oldukça etkileyici bir hal almasını sağlıyor. Yalnızca karşımıza çıkan yaratıklar veya üstesinden gelmemiz gereken zor durumlar olsa, The Evil Within 2 ilginç bir temaya sahip olmayabilirdi. Yalnızca hikaye konusunda değil, tema ve atmosfer konusunda da ilk The Evil Within oyununun yüzeyselliği ortadan kaldırılmış. Korkmanız gereken herhangi bir şey o anda sahnede olmasa da, kendinizi ister istemez gerilmiş halde buluyorsunuz.

“Müzikler, yapmanız gerekenler, grafikler ve diğer pek çok unsurun birleşimi ile neredeyse mükemmel bir korku atmosferi oluşturulmuş.”

Mobius organizasyonu bazı noktalarda oyuncuyu kendinden nefret dolu bir şekilde uzaklaştırsa da, genel temaya büyük bir katkıda bulunuyor. Korku dolu atmosferin oyuncuyu itmesine karşılık olarak, ekran başına kitleyen bir gizem The Evil Within 2’nin en büyük unsurlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Sebastian Castellanos’un kızına karşı olan duygularını empati yoluyla hissetmesinin yanı sıra, korku ve gizem unsurları ile oyunun çekiciliği güçlendirilmiş.

İlk oyunun aksine tema ve atmosferde neredeyse eksik diyebileceğimiz hiçbir şey bulunmuyor. Grafikler, oyun içi unsurlar, yapmamız gerekenler birleşerek tam anlamıyla bir korku hissi ortaya koyuyor. Oyundaki müziklerin de duygularınızı etkilemekte oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Müzik bazı noktalarda gereksiz veya yalnızca olması için koyulmuş gibi hissettirse de, genel anlamda korku atmosferinin yaratılmasında büyük katkıda bulunuyor.

The Evil Within 2

Sebastian Castellanos ile kuracağınız duygusal bağ, hareketlerinizi de etkileyecek.

Sebastian Castellanos, kızının ölümü ile birlikte yıkılmış durumdayken Mobius organizasyonu tarafından yardıma çağrılması ile oyunun hikayesi başlıyor. Hikayenin oyuncuya sunduğu odak noktası, karakterimizin kızını bulunduğu yerden kurtarmak. Evinizde çıkan bir yangında kaybettiğiniz kızınızın bir yerlerde başkaları tarafından saklandığını ve kullanıldığını öğrenseniz neler hissederdiniz? İşte The Evil Within 2, senaryosu ile oyuncuya bu duyguyu mükemmel bir şekilde aktararak sıradan bir korku oyunu olmaktan kurtuluyor. Sizi germenin ve korkutmanın yanı sıra, karakter ile bağ kurmanızı da sağlıyor.

Oyunun hikayesinin bir noktada bölündüğünü ve öncesi sonrası olarak ikiye ayrıldığını belirtebiliriz. Oynamaya başladığınız hikaye ile, oyunun yaklaşık olarak ortalarına geldiğinizden sonra deneyimlediğiniz hikaye kesinlikle aynı değil. Silah toplama görevleri, minik savaşlar ve küçük korkular sizi tatmin etmemeye başladığında; hikayenin ikinci yarısının çok daha güçlü bir şekilde başladığını fark ediyorsunuz. Olaylar daha hızlı gelişmeye başlıyor ve oyunun zorluk seviyesi de git gide yükseliyor. Bunun yanı sıra Sebastian Castellanos’un yaptıklarının her geçen an daha kişisel hale gelmesi, yine az önce belirttiğimiz gibi oyunu sade bir korku oyunu olmaktan kurtarıyor.

“Sebastian Castellanos ile kurduğunuz bağ, oyunda ilerlediğiniz her an boyunca daha güçlü bir hal alıyor.”

Senaryonun belki de en önemli eksiği, birkaç istisna dışında akılda kalıcı karakterlerin bulunmaması. Oyunun sonralarına doğru tanışacağınız, tadınızı kaçırmamak için bahsetmeyeceğim, bir adam ve başlarda gördüğümüz, önceden de hatırladığımız bazı karakterleri istisna olarak listeleyebiliriz. Oyunda size yeni ufuklar oluşturan ve neler yapabileceğinize dair fikirler veren ufak karakterler bulunurken, hiçbir figür ile karşılaşmadan yolunuza devam ettiğiniz dakikalar da oluyor. Bir yere kadar oyundaki gizemin artmasına yardımcı olan bu eksiklik, bir noktadan sonra tam anlamıyla göze batmaya ve fark edilmeye başlanıyor.

Oyunun daha başındayken, STEM makinesine girdiğinizde bir belirsizliğe doğru ilerleyeceğinizi tahmin edebiliyorsunuz. İlk oyunu oynamamış bile olsanız, içinizde bir korku hissi belirmeye başlıyor. Bunun kesinlikle geliştiriciler adına bir başarı olduğunun altını çizmeliyiz. Korku oyunlarının sadece ani fırlamalardan ve müzik değişimlerinden ibaret olmadığını bu oyun ile bizlere gösteriyor Tango Gameworks. İlk oyundan daha derin ve daha anlamlı bir hikaye ile karşımıza çıktığına dair şüphe bile bırakmayan The Evil Within 2, neredeyse eksiksiz bir hikayeyi oyuncuların beğenisine sunuyor.

The Evil Within 2

Hayatta kalmanıza yardımcı olacak malzemeleri elde etmek bile bir hayli zor.

Hangi zorluk seviyesini seçerseniz seçin, eğer bu türe alışkın değilseniz The Evil Within 2 sizi bir hayli terletebilir. Yani türe alışkın olmayanlar için zorluk seviyelerinin, tam anlamıyla zor seviyeler arasından yapılan bir seçim anlamına geldiğini söyleyebilirim. Bunun bir eksi olarak değil, aksine bir artı olarak görülmesi gerekiyor. Hayatta kalma dürtülerinin korku duygusu ile birleşmesi, adrenalin seviyenizi artıracak ve oyundan alacağınız keyfin gerçekçiliğini büyük ölçüde artıracaktır. Eşya oluşturmak için ihtiyaç duyduğunuz malzemeleri toplamak, tahmin edeceğinizden çok daha zor hale gelebiliyor.

Düşman yapay zekalarında ilk oyuna göre gelişim olması, tabii ki iyi bir özellik olsa da bir süre sonra canınızı sıkmaya başlıyor. Eskisi kadar kolayca düşmanların arkasından geçemiyor, çığlık çığlığa gelen yaratıkların saldırılarının hedefi olabiliyorsunuz. Bütün bunların üstüne, bir de oyunda gizlice ilerlemek en büyük avantaj olduğunda kendinizi zorlamaktan başka çareniz kalmıyor Örneğin canınızı hızlı yenilemek için ihtiyaç duyduğunuz şırıngaları kolay kolay bulamıyorsunuz. Bir yerde fark ettiğinizde ise, mutlaka etraflarında birkaç tane yaratık oluyor. Yani hangi kaynağa daha çok ihtiyacınızın olduğunu, mermiyi mi yoksa sağlığı mı tercih edeceğinize karar vermeniz gerekiyor.

“Yapay zekaya sahip yaratıklar ilk oyuna göre çok daha mantıklı hareket ediyor. Gizli bir şekilde ilerlemeden yanlarından geçip gitmek mümkün değil.”

The Evil Within 2, ilk oyuna göre oyuncuya çok daha fazla özgürlük tanıyan bir yapıya sahip. Özellikle açık alanda yapmanız gerekeni yapabilmek için birden fazla yolu izleyebiliyor veya kendi planınızı oluşturarak buna göre hareket edebiliyorsunuz. Oyundaki şehir olan Union, tabii buna ne kadar şehir denebilirse, oyuncuya pek çok oynanış imkanı sunuyor. Kendinizi daha fazla zorladıkça ve daha fazla keşif yaptıkça, çok daha iyi silahlar elde etme şansınızı artırıyor ve daha fazla parça toplayabiliyorsunuz. Oyunun ne kadar risk, o kadar kazanç sistemine net bir geçiş yaptığını bu noktadan anlayabiliyoruz.

Ekipman kullanımından bahsetmek gerekirse, tam anlamı ile her şeyin yerli yerinde olduğunu söyleyemeyiz. Silahlar, ne kadar güçlendirirseniz güçlendirin beklediğiniz gibi bir vuruş hissi sağlamıyor. Belki bir noktadan sonra bir vuruşta düşmanları öldürebiliyorsunuz, ancak bunun gerçekten işe yarayıp yaramadığını genellikle anlamıyorsunuz. Bunun yanı sıra, oyunun sürekli mekan değiştirmesi de oynanış bakımından oldukça etkili bir unsur. Hangi gerçeklikte olduğunuzu sorgulamanıza sebep olan The Evil Within 2, bazen sizi neredeyse her 10 dakikada bir başka mekana göndererek olayları kavramanızı zorlaştırıyor. Bu da gizem ve belirsizlik unsurlarını güçlendirerek oyunun çok daha kuvvetli bir atmosfere sahip olmasını sağlıyor.

The Evil Within 2

Grafiklerin kalitesi, performans sorunları ortaya çıkarmıyor.

Yeni çıkış yapan pek çok oyunun aksine, The Evil Within 2’nin PlayStation 4 Pro desteği olmadığını belirterek bu bölüme başlamak istiyorum. Bu durum, büyük ihtimalle Kasım ayında çıkış yapacak olan Xbox One X konsolu için de geçerli olacak ve bu konsolların oyunculara sunabileceklerinden faydalanılmayacak. Tabii ki Bethesda’nın bu durumu aksi yöne döndürmesi, bir güncellemeden daha fazla bile sürmeyebilir. Pek çok oyunun güncellemeler ile PlayStation 4 Pro konsoluna uyumlu hale getirildiğini görmüştük. Bu tür bir güncelleme, konsol deneyimini büyük ölçüde artıracaktır. Şimdi ise, yeni nesil konsollardan faydalanmayan bir oyun karşımıza duruyor.

Grafikler ile ilgili yapacağımız yorumları, oyunu PC platformunda incelediğimizi göz önüne alarak değerlendirmelisiniz. The Evil Within 2, pek çok noktada özenle tasarlanmış grafikler ile oyuncuların karşısına çıkıyor. Bazı ara sahnelerde kalite biraz düşse de, oyun genel anlamda günümüz teknolojisiyle yapılabileceklerin en iyilerinden faydalanmış diyebiliriz. Tabii ki oyunun ana karakteri olan Sebastian Castellanos’un tasarımı hemen aşağıdaki görselden de görebileceğiniz gibi oyundaki herhangi bir unsurdan daha detaylı. Çevre grafikleri ise en az mekan içi grafikler kadar ince bir şekilde oyuncuya sunuluyor.

“Oyunun grafikleri neredeyse her bir detaya dikkat edilerek tasarlanmış. Bu detaylı grafiklerin oyunun performansını etkilememesi de oldukça memnun edici.”

Korku atmosferi oluşturmaya çalışan The Evil Within 2 gibi bir oyunda grafikler her zaman önemli bir parça olmuştur. Oyunun genel yapısında, olması gerektiği gibi karanlık bir tasarım olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz. Bu karanlık tasarımı zıt aydınlatmalar ile renklendiren Bethesda, akıl almaz olaylarla dolu ortamlara uygun atmosferler hazırlamayı bu şekilde başarmış. Oyunun bu konuda tek bir sorunu var, o da kesinlikle ışıklandırma ile ilgili bir problemden kaynaklanıyor. Bazı noktalarda renk geçişleri düzgün ayarlanmamış, bu sebepten ton farklılıklarını görebiliyorsunuz. Problem en kısa sürede düzeltilmez ise, bir süre sonra göze batmaya başlayacaktır.

Bütün bu kaliteli ve detaylı grafiklerin, oyunun performansını hiçbir şekilde etkilemediğini belirterek içinizi rahatlatabilirim. Genellikle oyunların PC sürümleri çıkış döneminde sıkıntılı olsa da, The Evil Within 2’de böyle bir durum söz konusu değil. Sisteminizin kaldırdığı grafik ayarlarında oyunu 30 veya 60FPS olarak rahatlıkla oynayabilirsiniz. Teknik neredeyse hiçbir hatanın olmadığı The Evil Within 2, bu bakımdan kusursuz bir deneyim vaat ediyor diyebiliriz. Eğer bir PC oyuncusu iseniz, oyundan beklediğiniz performansı alamayacağınıza dair korkularınızı bir kenara bırakabilirsiniz.

The Evil Within 2

Peki The Evil Within 2 gerçekten iyi bir korku oyunu mu?

İlk oyunun üstüne çok fazla yenilik getiren The Evil Within 2, derinleştirilmiş hikayesi ile öne çıkıyor. Duygusal bağ kurabileceğiniz karakterler, gizemli bir şekilde ilerleyen senaryo ve yazımızda bahsettiğimiz pek çok unsur birleştiğinde başarılı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu başarılı kurgunun ışıklandırma ve müzikler gibi atmosferik unsurlar ile desteklenmiş olması, oyunun ana teması olan korkunun güçlü bir biçimde karşımıza çıkmasına sebep oluyor. Soruyu net bir şekilde cevaplamak gerekirse, hayır The Evil Within 2 gerçekten iyi bir korku oyunu değil diyebilirim. Yanlış anlamayın, The Evil Within 2 hayatta kalma esaslı bir korku oyunu.

Bu seviyeye ulaşmış olan bir oyunu, sadece bir korku oyunu seviyesine indirmek kesinlikle doğru olmayacaktır. Resident Evil serisinden aldığı ilham ile gizem ve aksiyon unsurlarını güçlendiren The Evil Within 2, türün severlerinin mutlaka kütüphanelerine eklemeleri gereken bir yapıt olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce benzer bir oyunu deneyimlememiş olan oyuncular ise, The Evil Within 2 oynarken başlarda can sıkıcı bir şekilde zorlanabilirler. Daha sonra ise oynanışı zor olmayan oyunu öğrenecek ve tadını çıkaracaklardır. Oyunun birkaç eksiği bulunsa da, ilk oyuna ekledikleri ve kendi sahip oldukları ile birlikte bu eksikler tam anlamıyla yok ediliyor. İncelemenin genelinden de anlamış olabileceğiniz üzere, The Evil Within 2 gerçekten iyi bir hayatta kalma esaslı korku oyunu.

Oyunları incelediğimiz bilgisayar

Oyunları PC üzerinde incelediğimiz zaman Casper Excalibur E800 kullanmayı tercih ediyoruz. Casper Excalibur E800, Intel Core i7-7700K işlemcisi ve Z170A Tomahawk anakartı ile bizlerin elinde bulunuyor. Ayrıca RAM olarak 32GB DDR4 2666 MHz, HDD ve SSD olarak da 2TB Sata (7200 RPM), 256 GB SSD kullanıyoruz. Casper Excalibur E800 içerisinde bulunan ekran kartı ise tabii ki 8GB NVIDIA GTX1080.

Comments