Life is Strange: Before the Storm, Episode 1: Awake inceleme

Yazan: Yaşar Baturalp Artar , Çarşamba, 13 Eylül 2017 19:44 GMT

Life is Strange, bölüm sistemini gayet iyi bir şekilde uygulamış ve oyuncuları adeta bir dizi gibi her sona erdiğinde heyecanlandırmıştı. Life is Strange: Before the Storm bir önceki oyunun başarısını takip ediyor mu? İşte Life is Strange: Before the Storm incelememiz.

Orijinal oyundaki olayların tam olarak üç sene öncesini konu alan Life is Strange: Before the Storm, bizleri yeni bir hikayenin içine sürüklüyor. Chloe ve Max’in hikayesi Chloe’nin içinde olduğu berbat durum ile birlikte bizlerin beğenisine sunuluyor. Babasının bir araba kazasında ölmesinin ardından kendini başkalarına bağlayan annesi, sorunların başında yer alan unsurlardan. Oyunda bu duygusal durumun gücünü hissetmeniz mümkün. Hikaye konusunda geliştiricilerin mükemmel bir iş çıkarmaya devam ettikleri kesin.

Şu anda oyunun yalnızca birinci bölümünü oynayabildiğimiz için, bu inceleme yazısında genel değerlendirmeden çok detaylardan bahsediyor olacağız. Hemen yukarıda sizlere hikayeyi kısa bir şekilde özetledik, bu sayede yazımızı daha kolay anlayabileceksiniz. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmayalım ve incelememize geçelim.

Life is Strange: Before the Storm

Hikaye, oyuncuların bağ kurabileceği bir yapıda

İlk oyunda olduğu gibi, bir genç kızın hayatına ve yaşadığı zorluklara tanık olmak bizleri ister istemez karakterler ile bağ kurmaya yönlendiriyor. Ben o durumda olsaydım ne hissederdim veya genç bir kızın bunları yaşaması ne kadar doğru gibi soruları kendi kendinize sormaya başlıyorsunuz. İlk Life is Strange oyunu bu söylediklerimizi başarmış ve çıtayı oldukça yükseğe yerleştirmişti. Life is Strange: Before the Storm’un bu çıtayı daha da yükselttiğini söyleyemeyiz. En azından daha aşağıda değil.

“Oyundaki karakterler ile bağ kurmak oldukça kolay. Hikaye, sizi anında içine çekiyor ve yaşatmaya başlıyor.”

Hikayenin oyuncular için belirsizlikler ile dolu olması, bu oyunun en büyük özelliklerinden bir tanesi. Oyunda bir seçenek yaptığınızda gelecekte nelere mal olacağını bilememek, hikayenin her bir adımını dikkatlice takip etmemize sebep oluyor. Seattle’a taşınmasının ardından Chloe’nin hayatından yavaşça yok olan yakın arkadaşı Max, genç kızın psikolojisini oldukça etkiliyor. Her şeyin ardından terk edilmiş bir psikoloji ile yaşamaya devam ederken atacağımız her adımdan tedirgin oluyoruz. Life is Strange: Before the Storm, bu hissi oyunculara mükemmel bir şekilde sağlıyor. Kendinizi karakterin yerine veya onun en yakınının yerine koyarak düşünmeye başlıyor, her şeye çok daha fazla dikkat ediyorsunuz.

Detaylı bilgi vermeden, Rachel Amber ve Chloe arasındaki ilişkiden biraz bahsetmek istiyorum. İlk Life is Strange oyununda şehrin pek çok yerinde kayıp ilanını gördüğümüz bu kızın ölmeden önceki hali ile tanışmak bir hayli ilginç oluyor. Oyundaki ikinci en önemli karakter olan Rachel Amber, içini görmesi oldukça zor bir figür. Chloe olarak ne yaptığımızı biliyor ve her hamlemize kendi içimizde bir karşılık buluyorduk, ancak aynısı Rachel için geçerli değil. Bu yapıya sahip bir karakterin oyuna kazandırılmış olması, ilgi çekicilik faktörünü büyük oranda artırıyor. Chloe’nin Rachel Amber ile arasında ne kadar bağ kurabileceğini merak ederek kendinizi oynamaya teşvik ediyor ve devamını getiriyorsunuz.

Life is Strange: Before the Storm

Oynanış zevki oldukça güçlü

İlk oyunun aksine, Life is Strange: Before the Storm doğa üstü güçlerin desteğini almıyor. Bunu söyleyerek neyi kastediyorsunuz diyorsanız, izin verin açıklayalım. İlk oyunda zamanı geriye almak, zamanda seyahat etmek ve anıları oynatmak gibi pek çok güçten faydalanabiliyorduk. Bu sefer bütün bunların yerini Chloe’nin yeni bir becerisi alıyor. Geliştiricilerin bu değişime giderek oyuncuları monoton hissiyattan çıkarmak istemiş olması mümkün. Oldukça işe yaradığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Backtalk sistemi, ilk Life is Strange oyunundan farklı hissetmenizi sağlayan en önemli unsurlardan bir tanesi.”

Backtalk sistemi, bir diyalog ağacı başlatmanızı ve olabilecek en kısa sürede en net cevaba ulaşmanızı hedef alıyor. Önemli nokta ise, bu diyalogların süreli diyaloglar olması. Oyunu oldukça ilgi çekici hale getiren bu sistemin oyuncular açısından pek çok farklı sonucu var. Dilediğiniz gibi düşünebiliyor ve karakterinizi o şekilde yönlendirebiliyorsunuz, ancak Chloe’nin tutarlılığı ve yanlış seçimleri de bütün bunlar üzerinden şekilleniyor.

İlk bölüm olan Awake’in sonuna değinmeden geçemeyeceğim. Tabii ki size neler olduğunu anlatmıyorum, ancak mükemmel olduğunu belirtebilirim. Eğer oyunu ilk andan itibaren beğenirseniz, sonuna geldiğinizde, kendinizi diğer bölümün çıkması için geliştiricilere yalvarır halde bulabilirsiniz. Chloe’nin pek de hoşlanmadığı bir yerde bulunması ve bunu ufaktan belli etmeye çalışması oyuncuların ilgisini çekebilecek bir unsur. Bunun sonunun nereye varacağı ise bir merak konusu olarak duruyor.

Life is Strange: Before the Storm

Performans ve grafikler ne durumda?

Oyun PlayStation 4 konsolu için çıkış yaptığında pek çok hata ve performans sorunu bulunuyordu. Durum öyle bir noktaya gelmişti ki, bazı oyuncular konsollarından oyunu silerek iade etmek istedi; bazıları ise hiç oynamayıp bırakıverdi. Neyse ki bu sorunlara oldukça kısa bir süre içerisinde geliştiriciler tarafından müdahale edildi ve oyun deneyimi neredeyse sorunsuz bir hale geldi. Hata veren kaplamalar ve objeler ile ilgili sıkıntıların düzeltilmesinin ardından oynanış zevkinizi baltalayacak bir unsur kalmadığını düşünüyorum.

PlayStation 4’te yalnızca 5.1 GB boyutunda bir alana ihtiyaç duyan oyun, grafikler konusunda da güzel bir deneyim sunuyor. Yaptığınız indirmenin bedelini fazlasıyla ödeyen Life is Strange: Before the Storm, en azından birinci bölüm için tatmin edici bir performansa sahip. Tabii ki PC platformunda konsollardan daha akıcı oynama imkanı olacaktır, ancak konsollarda akıcı çalışabilen bir oyunun gerçekten başarılı olduğunu söyleyebilirim.

“Oyunun çıkışındaki sorunların giderilmesinin ardından, performans konusunda dert edilmesi gereken bir nokta kalmadı.”

İlk oyun ile neredeyse aynı olan grafik yapısının, Life is Strange’e göre biraz daha derinlikli olduğunu belirtmek gerek. Özellikle dış ortamlardaki derinlik algısını çok iyi sunmayı başarıyor Life is Strange: Before the Storm. Neredeyse tüm sorunların çözülmesinden sonra, oyunun performans ve grafik bakımından da oldukça iyi bir not aldığı aşikar.

Life is Strange: Before the Storm

İlk bölüm olan Awake, oldukça başarılı

Oyunun geliştiricisi Deck Nine, en azından birinci bölüm için oldukça iyi bir iş çıkarmış durumda. İlk oyundan farklı hissettiren yeni mekanikler, derinlik katılmış grafik algısı ve hikaye anlatımı oyunun artı özelliklerinin başında geliyor diyebiliriz. Performansı ve oyun deneyimini etkileyen sorunların da ortadan kalkmasının ardından, Life is Strange: Before the Storm oynamamanız için hiçbir sebep bulunmuyor. Özellikle ilk oyunu da beğendiyseniz, bu oyunu kaçırmayın.

Comments

Headlines

Before The Storm

Deck Nine

Görüş