Watch Dogs 2 inceleme

Yazan: Mehmet Korkmaz , Pazar, 11 Aralık 2016 17:40 GMT

Watch Dogs 2’yi PC’de deneme fırsatını bulduk. İşte düşüncelerimiz.

watch_dogs_2_hires_header_1

Watch Dogs 2’yi oynamayanlar bile oyunun ilk oyuna göre ne kadar iyi bir oyun olduğunu anlamıştır. İlk oyunun öncesinde çıkan heyecanı ve sonrasında yaşanan hayal kırıklığı hepimizin malumu. Fakat bunu bir kenara bırakırsak, Watch Dogs 2, sadece önceki oyunuyla kıyaslandığında değil, diğer Ubisoft oyunlarıyla kıyaslandığında bile son derece başarılı bir oyun. Ubisoft oyunlarınını gelenekselleşen kule tırmanma saçmalığından kurtulacağımızı zaten oyun çıkmadan önce biliyorduk. Kule tırmanma olayını Assassin’s Creed, Far Cry serileri derken Watch Dogs’da da görmemiz Ubisoft oyunlarının birbirine fazla benzemesi konusunda endişe yaratıyordu.

Ana karakterimizin adı Marcus Holloway. Kendisi şehirdeki birçok insan gibi CTOS 2 mağduru ve CTOS ve Blume’a karşı bir savaş vermenin peşinde. Bunu yapmanın en iyi yolu da, DedSec’e katılıp arkamıza milyonları toplamak. Görevleri yaptıkça, size bilgisayarlarınıza erişim hakkı veren takipçileriniz artıyor. Anlayacağınız gibi, bir distopyada otoriteye karşı savaşan Robin Hood bir organizasyonun parçasıyız. Organizasyon demişken karakterlerden bahsedelim. Bu tip bilişim dünyasını konu alan yapımların klişeden ve basmakalıplardan kurtulması genelde zor oluyor. Watch Dogs 2’de de durum böyle. Karakterler çok renkli ve eğlenceli olsa da, temsil ettikleriyle çok farklı karakterler göremiyoruz. Gerçi gelmiş geçmiş içi en boş karakterlerden biri olan Aiden Pearce’dan kurtulduğumuza şükretmek lazım.

watch_dogs

“Fakat bunu bir kenara bırakırsak, Watch Dogs 2, sadece önceki oyunuyla kıyaslandığında değil, diğer Ubisoft oyunlarıyla kıyaslandığında bile son derece başarılı bir oyun.”

Renkli demişken oyunun şehri olan San Francisco’dan bahsetmek lazım. Şehir, ilk oyundaki Chicago’ya kıyasla son derece renkli ve dinamik tasarlanmış. Oyunu oynarken özellikle Silikon Vadisi’yle ilgili alaycı bir tutum gözünüze çarpıyor. Oyunun sıkıcılıktan bu kadar uzak olması görev çeşitliliği kadar iyi tasarlanmış şehrinden kaynaklanıyor. Karşınızda yaşayan bir şehir var. İlk oyunda olduğu gibi hack seçeneklerimiz de şehirle etkileşim konusuna iyi bir soluk getirmiş. Yine ilk oyundaki gibi insanların cep telefonlarını hackleyerek onları daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz.

Senaryo ve görevler oyunun bana göre en başarılı kısımları olmuş. Doğrusal bir çizgide ilerleyen bir hikaye yok. Oyunun başında amacımız belli olduğu için bitiş çizgisine istediğimiz gibi ilerleyebiliyoruz. Görevler de Ubisoft geleneğinin aksine hiç kendisini tekrarlamıyor. Görevleri, yaratıcılığınızı konuşturarak farklı yöntemlerle bitirebiliyorsunuz. Yan görevler de son derece dinamik olmuş. Şehirde alakasız bir şekilde gezerken bir rapçinin yeni albümünü dinleyebilmek için birilerinin evine sızmak gibi eğlenceli görevlerle karşılaşabiliyoruz (bu görevdeki Martin Shkreli göndermesini fark edenler parmak kaldırsın). Uzun lafın kısası, açık dünya oyununa göre, Watch Dogs 2 tekrara düşmekten iyi bir şekilde kaçınmış. Bu arada, açık dünya oyunlarındaki yarış görevlerini terk etme zamanı gelmedi mi artık?

Görevlerdeki başarının yapay zekaya çok iyi bir şekilde yansıdığını söylemek zor. Bir yere sızdığınızda güvenlik görevlileri sizi gördüğü yerde vururken, orada çalışan başka insanlar sizi görünce sadece bağırmakla kalıyor. Fakat nasıl oluyorsa güvenlik görevlileri bu bağırışları pek umursamıyor. Oyunda düşman, polis, güvenlik görevlisi olmayan kişilerin sizi görünce tepkisiz kalması daha mantıklı olurmuş. Düşmanlarımızın da çok akıllı olmadığını söylemek gerek. Hepsinin hareketleri çok tahmin edilebilir ve birbirlerine çok benzer.

WATCH_DOGS® 2_20161117150227

Gelelim oyunun en önemli yönlerinden hack işlemlerine. Hack seçenekleri önceki oyuna göre daha fazla ve daha esnek. Bir durumda birden fazla hack seçeneğini kullanarak ilerleyebiliyorsunuz. Örneğin; bir elektrik kutusundan ses çıkartıp düşmanları oraya çekip elektrikle etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Bunun dışında delillerle oynayarak düşmanlarızın hepsini sadece bir tanesinin üstüne salabiliyorsunuz. Biraz vicdansızca ama ne yapalım hacker dünyası! Yine aynı şekilde kameraları hackleyerek yolumuzu tayin edebiliyor veya kamera aracılığıyla hackleyerek yolumuzu açabiliyoruz. Bir video oyununda hack işlemlerinin gerçekçi olmasını tabii ki beklemiyorduk. Bence Watch Dogs 2 üzerine tasarlanmış olduğu hack temasının altında başarıyla kalkmış.

İlk oyunun en çok eleştiri alan yönlerinden biri “arcade” sürüş mekaniğiydi. Öncelikle ilk oyundan çok daha iyi bir sürüş mekaniği olduğunu söylemek lazım. Fakat GTA seviyesinde mi? Tabii ki hayır. Fakat en azından daha kolay. Yani şunu söyleyelim, bu sürüş ilk oyunda olsaydı ilk oyunun sürüş mekaniğiyle ilgili bu kadar fazla yorum olmazdı.

watch_dogs_2_gamescom_2016-1-600x338

“Oyunun sıkıcılıktan bu kadar uzak olması görev çeşitliliği kadar iyi tasarlanmış şehrinden kaynaklanıyor. Karşınızda yaşayan bir şehir var.”

Watch Dogs 2 “stealth” oynanış konusunda çok başarılı bir oyun. Kimseye fark edilmeden ilerlemek için iyi bir planlamayla hareket etmeniz gerekiyor. Marcus’un kişiliği en azından beni bu tip “ölümcül olmayan” bir oynanış tarzına itti. Ama “bam güm” bir oynanış tarzının hiçbir dezavantajının olmadığını da söylemek lazım. Bu bir eksi mi yoksa artı mı yorumu size kalmış. Bence eksi, çünkü Marcus gibi bir karakterle ölümcül bir oynanış tarzı edinmenin bir cezası olmalıydı. En azından hikaye buna göre şekillenebilirdi.

Üstteki paragrafa oyunun hack mekaniğini de ekleyebiliriz. Yukarıda dediğim gibi gerçekçi bir hack teması beklemiyordum ama bazen iş eğlenceden vandallığa kayabiliyor. Bunun bir oyun olduğunu akılda tutarak, kendisini bilişim dünyasının Robin Hood’ları olarak gören bir ekibin veya üyesinin yolda giden aracı kanalizasyonu patlatarak havaya uçurması pek mantıklı değil. Watch Dogs 2, Mr Robot dizisi gibi bir sistem eleştirisi. Evet, bir oyun olarak Mr Robot kadar tutarlı olması zor ama Ubisoft bu konuda biraz daha özen gösterebilirmiş.

WATCH_DOGS® 2_20161117190008

Bildiğiniz gibi Watch Dogs 2, PS4 sürümünden 2 hafta sonra çıktı. PC sürümünün gecikmesini ben doğru bir hamle olarak görmüştüm. Bunun en büyük sebebi de son zamanlarda büyük oyunların dahi çok büyük port sorunları yaşamasıydı. Fakat bu durum maalesef oyunun ilk günlerinde yaşadığım sıkıntılarla hayal kırıklığına dönüştü. Ubisoft’un Watch Dogs 2 için çıkardığı güncellemeye kadar Very High ayarında rahat bir şekilde oynayabiliyorken güncelleme sonrası Medium’a kadar düşmek zorunda kaldım. Tek sorun donmalar veya yavaşlıklar değil zaman zaman yaşanan çökmelerdi. Nvidia’nın Watch Dogs 2 için iki adet sürücü yayımlaması her şeyin mükemmel gitmediğinin bir göstergesi olsa gerek. Yani performans ve grafik konularında (kendim tecrübe edemesem bile çok iyi olduğunu tahmin edebiliyorum) pek iç açıcı yorumlar yapamayacağım.

Sonuç olarak, Watch Dogs 2 günlerce oynasanız bile sıkılmayacağınız bir oyun. Bu her oyun için yapabileceğimiz bir yorum değil. Yukarıda oyunun farklı yönleri için kullandığımız dinamik, renkli ve eğlenceli gibi sıfatları oyunun bütünü için kullanabiliriz. Watch Dogs 2 bir açık dünya oyunundan beklediğiniz her şeyi sunuyor. İlk oyuna şans verip memnun kalmadıysanız ve seriyi ilk kez oynayacaksanız, bu oyunu deneyip sevmemeniz için hiçbir sebep yok.

Comments