Titanfall 2 inceleme

Yazan: VG247 Türkiye , Çarşamba, 16 Kasım 2016 12:24 GMT

Trump seçildiğine göre gökten kafamıza Mech yağacak.

titanfall 2

Bu aralar oyun endüstrisi bağımsız yapımlarda değilse bile AAA cephesinde çok durgun. Çünkü pek sevgili endüstrimiz eskisi kadar basit değil. Call of Duty ve Assassin’s Creed gibi eski fikri mülkler oyuncu kitlelerinin en sadık üyelerinin bile bıktıracak derecede seri üretime bağlamışken, yenileri hem satış rakamlarında onlarla yarışamıyor, hem de orijinallik anlamında iyiden iyiye kısır döngüye giren piyasaya yenilik getiremeyip kimlik bunalımlarına sürükleniyor. Başta başlangıcını sağlam yapan oyunlarda bile böyle bu, başta tutan şeylere göre şekillenip kendi kimliğini geç bulan çok yapım var. Yeni nesil konsollarda aksini pek göremedik ne yazık ki. Tabii o “pek” kelimesinin arada kendine yer bulabilmiş olmasını sağlayan oyunlar da var ve bir tanesi tabii ki ilk Titanfall.

İlk Titanfall, biraz hayal kırıklığıydı benim için. Evet, mekanikleri çok güzeldi. Evet, yeni başlayana taze bir nefesti. Bunu sağlayan ise en başta oyunun çok belirgin bir kimliğe sahip olmasıydı. Bariz bir şekilde “tarzı” vardı Titanfall’un. Sıkıntısı ise o tarzı içerikle ve o içeriği sunuş tarzıyla destekleyememesiydi. Çoklu oyuncu cephesine oynayan ilk oyun ilk başlarda inanılmaz eğlence veriyor ama o eğlenceyi sürdürmeye gelince sınıfta kalıyordu. Singleplayer yada Co-Op içeriği de olmayınca, tarzını çok iyi ortaya koyan o detaylı dünyası, harika mekanikleri, “Get ready for Titanfall!”sloganı çabuk rafa kaldırılmıştı oyuncular tarafından. Sonradan bu eksiklikler giderilmeye çalışıldı ama çok geçti. Kısmet Titanfall 2’ye idi artık. Sonunda geldi serinin ikinci üyesi, hem de ne gelme…

titanfall-2-release-date-price-gameplay-trailers-xbox-one-ps4-pc

“ilk Titanfall’un senaryo modunu hatırlıyor musunuz? Hani aslında çoklu oyuncu modunun birebir kopyasıydı, tek farkı yanda zevzek zevzek konuşan bir komutanımızın olmasıydı, hiçbir derinliği yoktu falan? İşte onun 180 derece dönmüşünü düşünün.”

Tabii ki ilk oyunun en kötü kısmının, senaryo modunun yerine koyduğu güzellikten başlayacağım anlatmaya; ilk Titanfall’un senaryo modunu hatırlıyor musunuz? Hani aslında çoklu oyuncu modunun birebir kopyasıydı, tek farkı yanda zevzek zevzek konuşan bir komutanımızın olmasıydı, hiçbir derinliği yoktu falan? İşte onun 180 derece dönmüşünü düşünün. Artık gereksiz kalabalık yok, kişiliği olan bir ana karakterimiz, yine (biraz kuru da olsa) kişiliği olan bir Titanımız var! Artık tek başımızayız, istediğimiz gibi senaryonun içine gömülebiliyoruz, bölüm sonu canavarlarımız var, platform bölümlerimiz var, ölünce Respawn olmuyor, önceki kontrol noktasından başlıyoruz!

Bana Bir Masal Anlat BT!

Nereden başlasam bunları anlatmaya? Hah, buldum; senaryodan gireyim konuya! Cooper oyunun başında kontrolünü aldığımız çömez piyade eri. Titan pilotluğu yapmayı falan anca rüyasında görecek vaziyette. İçine dâhil olduğu birlikle beraber Typhon gezegenine göreve yollanıyor ve bir güzel hezimete uğruyorlar. Ardından komutanı Lastimosa, düşman generalinin işe aldığı, her biri birbirinden acayip Apex Predators adlı paralı asker grubu tarafından bir güzel katlediliyor. Bu noktada oyun boyunca kapışacağımız büyük kötülerle standart bir tanışma anı yaşıyoruz. Ölü sanılıp kenarda bırakılmamızla da, Lastimosa’nın ölmeden önce komutasını bize devrettiği BT’ye konuyoruz. Bu noktada Lastimosa’nın aslında özel bir görev için gezegene geldiği bilgisi bize veriliyor ve bu görevi devralan kişi de biz oluyoruz.

Öncelikle söylemek gerekir ki senaryo çok çılgın yerlere gitmiyor. Hikâyenin ana iskeleti itibariyle, bize daha önce görmediğimiz, çığır açan bir hikâye anlattığı söylenemez. “Military science-fiction” hikâyelerinde gördüğümüz, çoğunluğun iyiliği için ramboluk yapma mefhumu tüm klişeliğiyle mevcut. Lakin anlatım ve bölüm tasarımlarıyla oyuncuya epik anlar yaşatmaya gelince, Titanfall 2 muhtemelen bu sene içinde oynadığımız, en keyifli tek kişilik FPS olup çıkıveriyor birden. Senaryo boyunca gayet güzel fikirler, abartılmadan, yerinde kullanılmış. Mesela sonlara doğru havada bir kovalamaca bölümü var ki, gerçekten çok tatlı bir görselliğe ve bölüm tasarımına sahip. Sorunsuz çalışıp yağ gibi akan atlayıp zıplama mekanikleri, bazı bölümlerde o bölüme özel şekillerde manipüle ediliyor ki bu da çok büyük bir artı ve oyunun tekdüzeleşmesini engelliyor. Örnek de vereyim, bir noktada, zamanı manipüle edip bulunduğumuz mekânın geçmişteki ve gelecekteki hali arasında gidip gelebilmemizi sağlayan bir cihaz ediniyoruz. Ayrıntı verip keyif kaçırmak istemediğim için, “bu cihazın hem platform öğeleri hem de çatışmalarda kullanımı gayet akıllıca” deyip fermuarımı kapatayım.

Olumsuz bir nokta olarak senaryonun epey kısa olması verilebilir; çünkü tadı damağınızda kalıyor ve gereksiz uzatmaya gitmeden geliştirilmeye gayet açık yerleri de olduğunu görebilmek mümkün. Azıcık daha abanırlarsa, Titanfall 3’te, çok daha harika bir senaryo modu görmemiz işten bile değil.

“Lakin anlatım ve bölüm tasarımlarıyla oyuncuya epik anlar yaşatmaya gelince, Titanfall 2 muhtemelen bu sene içinde oynadığımız, en keyifli tek kişilik FPS olup çıkıveriyor birden. Senaryo boyunca gayet güzel fikirler, abartılmadan, yerinde kullanılmış.”

Ayrı bir parantez açacağım bir nokta var, o da BT(Titanımız) ve Cooper arasındaki ilişki. Aslında iki karakter de gayet klişe tipler. Cooper, karşısında bir yapay zekâ olmasını fırsat bilip arada lafı dalgaya vuran çömez yağız delikanlımız; BT de soğuk, hesapçı ama eninde sonunda bir şekilde bizi duygu seline boğacağını tahmin ettiğimiz robot kişilik. Aralarındaki ilişkiyi çok hoş bir şekilde aktarabilmeyi becermişler ama! Sınırlı seviyede de olsa zaman zaman ikili arasında diyalogları yönlendirebilmemiz gayet tatlı bir özellik olmuş. Kompleks bir hikâye yok, sadece BT ve Cooper var…

TitanFall2-600x337

Titan Şasisine “Hatalıysam Arayın” Yazmak.

Peki epik anlar, güzel fikirler var dedik falan ama bunları görselliğiyle oyuncuya aktarırken ne kadar başarılı TF2? Söyleyeyim; epey. Malum, ikinci oyun da ilki gibi, Half Life ve Portal’dan tanıyıp sevdiğimiz ve yılların eskitemediği Source motorunun ağır modifiye edilmiş bir halini kullanıyor. Dolayısıyla oyunun devrimsel gözükmesini bekleyemeyiz. Lakin şu kadarını söyleyeyim, gördüklerinizden ve aldığınız performanstan gram şikâyet etmeyeceksiniz. Öncelikle belirtmek gerekir ki, özellikle bilimkurgu ve fantezi gibi hayal gücünden beslenen türlere dâhil oyunlarda aslında grafiklere övgü yağdırırken gözden kaçırdığımız, hakkını yediğimiz nokta, tasarım faktörü. Sonuçta bir bilim kurgu yapımı olan TF2 de, bu noktada kesinlikle sınıfta kalmıyor; farklı Titan tipleri, özellikle de Apex Predator üyelerinin özelleştirilmiş mechleri, şasilerinden silahlarına her şeyleriyle gerçekten göz dolduruyor. Hatta o kadar güzel tasarlanmışlar ki, utanmasam sürekli koşup zıplayarak bir saniye yerinde durmadığımız şu oyunda harcanıyorlar derim. Neyse ki utanma arlanma duygum var :). Pek sevgili robotlarımızın yanında, oyun içerisinde yaya iken kullandığımız silahlar da, gerek “görsel mekanizmaları” gerek kullanım şekilleri olsun, bir takım FPS’lerde olduğu gibi “eee bildiğin M4 bu!” benzeri nidalar atmamıza gayet güzel bir şekilde engel oluyor.

Performans ise fevkaladenin fevkinde! Yani şu kadarını söyleyeyim, oyun tavsiye edilen sistem gereksinimleri aslında fazla bile kaçmış! Sistemim tavsiye edilene özelliklere yakın. Sadece Texture Quality ayarını(ki aslında bu oyuna özel olarak kendisi bildiğimiz anlamda doku kalitesine etki bile etmiyor) bir seviye düşürüp geri kalan her şeyi en tepede tutarak çatır çatır 60 FPS alabildim ve çok nadiren bu rakamın altını gördüm. Kare oranı limitasyonunu kaldırdığımda üç haneli rakamlara ulaştığı bile oluyordu FPS’nin. Hem tek hem de çok oyunculu modlarında, şu hız ve aksiyona sahip bir oyunun bu kadar başarılı çalışması günümüzde az bulunan bir şey. O yüzden şu dakika “hadi seç!” deseler, herhalde Titanfall 2’yi yılın en iyi PC performansını veren oyun olarak seçerim gaza gelip.

titanfall_2_e3_shot_1-600x338

Çoklu Evren, Çoklu Oyuncu…

Peki tek kişilik moda bu kadar övgü almışken, esasında çoklu oyuncu odaklı olarak çıkan serinin, diğer cephesinde işler nasıl? Çok daha farklı, hem yeni hem de eski mekanikler çok daha iyi işliyor. Mesela Titan çeşitlerine bir bakalım. Eskiden aşırı derece sıkıcı, Atlas, Ogre ve Stryder diye, Saldırı, Savunma ve Hareket odaklı üç Titan vardı. Bunları ortadan kaldırıp sil baştan yapmışlar ve yerlerine kullanması çok daha keyifli 6 Titan gelmiş; Ion, Tone, Nothstar, Scorch, Legion ve Ronin. Oyunun çıkmasından evvel her biri kendine özel birer tanıtım videosuna kavuştuğu için ayrı ayrı özellik anlatmakla uğraşmayacağım. Daha ziyade, videolardan belli olmayan kısmı anlatacak olursam, oynanışta, her bir Titan farklı hissettiriyor ve gerçekten her birini kullanması eğlenceli! Zaten tek kişilik senaryoyu önden bir hatmederseniz, hepsiyle rahat rahat antrenman yapacak vakte sahip olacaksınız. Bu da çok rahat, çünkü şu daha önce belirtmediğimi fark ettiğim bir durum söz konusu; tek kişilik senaryoda, farklı Titan ekipmanları arasında tek tuşla geçiş yapabiliyoruz. Bu durum tek kişilik senaryoyu harika bir çoklu oyuncu antrenmanına çeviriyor.

“Hem tek hem de çok oyunculu modlarında, şu hız ve aksiyona sahip bir oyunun bu kadar başarılı çalışması günümüzde az bulunan bir şey. O yüzden şu dakika “hadi seç!” deseler, herhalde Titanfall 2’yi yılın en iyi PC performansını veren oyun olarak seçerim gaza gelip.”

Bu arada, oyunun hem çoklu oyuncu modunda, hem de tek kişilik senaryoda epik anlar yaşattığını söylemiştim ya? İşte önceden belirlenmiş olmayanları, hep Titanlarda vücut buluyor. Eskiden kalkanlarını tamamen indirdiğimiz Titanların içindeki pilotu söküp alabiliyorduk ya hani? Lakin animasyonlar çok çeşitli değildi bir de? Artık çeşitliler işte! Her farklı Titan’ın bitirme hareketleri farklı ve bu hareketlerin hızı da, süresi de, oyunun hızını kesmeyecek kadar güzel tutturulmuş. Her şey tıkırında, her şey ayarında yani.

titanfall_2_e3_shot_4

Peki pilotlarda ne var ne yok? Öncelikle silah çeşitliliğinin epey artmış olduğunu söyleyebiliyor olmam mutluluk verici. Bunun yanında özelliklerimiz, silahlarımız daha derli toplu. Yanlış hatırlamıyorsam eskiden düşman öldürerek açtığımız görünmezlik, radar vesaire özellikler artık oyunun başından emrimize amade ve Tactical adı altında işlev görüyorlar. Kendilerine özel “cooldown” süreleri var. Bu noktada gazımı kesip, yeni gelen kancamızdan bahsetmezsem içimde kalacak; oyunun freerun mekanikleri hâlihazırda zaten çok güzel ama kancayı alınca iş çok başka oluyor. Belki diğer özellikler size daha fazla başarı getirir ama hiçbiri kancayı kullanmanın verdiği keyfi vermiyor. Yazıyı mazıyı bırakıp millete “askıntılık etmeye” dönesim geldi, o kadar söyleyeyim.

Elden geçirilen bir diğer Pilot özelliği de Rodeo. Eskiden düşman Titanlarının tepesine bindiğimizde, sırtlarındaki noktalara ateş ederek onları indirmeye çalışırdık. Artık durum farklı, artık bataryalarını söküyor, kalkanları düşükse de batarya yuvalarına bir el bombası bırakıp kaçıyoruz. Çıkardığımız bataryaları takımızdaki Titanlara sağlık kazandırmak amaçlı taşımamız da mümkün. Bu durum Rodeo özelliğine kattığı taktiksel derinlik açısından çok başarılı.

Evrimleş ya da Öl!

Gelelim ilk Titanfall’un en büyük sıkıntısına, yani gelişim eğrisine. İlk Titanfall’un en büyük sıkıntılarından biri, “unlock” sisteminin, CoD ve Battlefield’a kıyasla çok sade ve dengesiz olmasıydı. Başlarda açılan şeyler daha çok işe yarayabilirken, sonradan gelenlerin yüzüne bile bakılmayabiliyordu. Bu durum, oyuncunun beynindeki, çaba & ödül ilişkisinin dengesiz ilerlemesini, oyuncuların oyundan çabuk sıkılmasını sağlıyordu. Bu noktada Titanfall 2’nin çok büyük ilerleme kaydettiğini söylemek mümkün. Öncelikle seviye sistemi kendine has bir hava kazanmış. Artık maçlardaki performansınız ve tamamladığınız görevler sayesinde bir nevi madalya kazanıyorsunuz. Level atlamak içinse belli sayıda madalyaya ihtiyacınız var. Bu durum hesap kitap babında gelişim sistemine bir sadelik kazandırıyor. Maç sonunda bilmem kaç milyon tecrübe puanı kazanmaktan hem daha güzel hem daha orijinal. Bunun yanında kullandığımız silahlara ve Titanlara da ayrı ayrı seviye atlatmamız gerekiyor ve bunu aldığımız killer ile yapıyoruz. Peki bütün bunlar yeterli mi? Ne yazık ki, yapılan tüm yeniliklere rağmen oyun hala bir CoD & BF seviyesine ulaşabilmiş değil. Lakin hem verdiği keyif, hem de o keyfi sürdürmek konularında ilk oyundan fersah fersah ileride.

sp_boomtown_start

Sözün özü, Titanfall 2 alınmaya değer bir oyun olmuş. Yüzlerce saat harcamasanız bile, sizi aldığınıza pişman edeceğini sanmıyorum. İlk oyun da içerik sıkıntısı varken, bu oyunda pazarlama sıkıntısı olmuş. Bildiğiniz üzere, oyun çok sakat bir zamanda çıktı; BF1’den hemen sonra ve Infinite Warfare’den hemen önce. Daha fazla satacağı çok belli olan ve kendisiyle aynı kulvardaki iki dev FPS’nin arasına sıkıştı yani. Muhtemelen de bu durumun kurbanı olacak ve kenarda kalacak. Lakin bunu kesinlikle ve kesinlikle hak etmiyor. Çünkü Titanfall 2, hem kendi başına bir yapım, hem de bir devam oyunu olarak son yılların en iyi yapımlarından. Bazı noktalarda yeni yetme olmasının verdiği tecrübesizlikle geri kalmış olabilir ama şu dönemde oyun sektöründe ciğerlerinize çekebileceğiniz en taze nefeslerden. Sakın ama sakın kaçırmayın.

Comments