Wolcen: Lords of Mayhem ön inceleme

Yazan: Ozan Önen , Salı, 1 Kasım 2016 20:18 GMT

Gözümüzden kaçan cevherlerden biri olan Wolcen: Lords of Mayhem oyununu erken erişimde oynadık ve izlenimlerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

en üst

Wolcen: Lords of Mayhem, 10 kişilik WOLCEN Studio ekibi tarafından geliştirilen bir hack’n slash oyunu. Ekip, geçen sene Kickstarter üzerinden başlattıkları kampanya ile $225,000 toplamayı başardı ve oyunun yapımı tam gaz devam etti. Bu süre zarfında geliştirici ekibin eski adı Solarfall Games, yeni adı WOLCEN Studio ile değiştirildi; oyunun eski adı Umbra ise yeni adı Wolcen: Lords of Mayhem ile değiştirildi. Uzun süredir takip ettiğimiz Wolcen, 24 Mart tarihinde erken erişime açılmıştı; fakat ne yazık ki oyunu deneme fırsatımız olmamıştı. Şimdi gördük ki Wolcen’i denememiş olmak gerçekten büyük bir kayıp.

Öncelikle ön incelemeye başlamadan önce şunu söylemekte fayda var: Oyun henüz çok yeni ve geliştirici ekip bunu söylemekten kaçınmıyor. Erken erişimde olan oyunun pek çok eksiği var, vaad edilen içeriklerin hepsi henüz oyunda yer almıyor. Erken erişim sürecinde tecrübe edeceğimiz şey oynanış mekanikleri olacak. Oyunun mevcut hikayesi, görseller, sesler; bunların hepsi “idare edecek” kadar var. WOLCEN Studio ekibi bunu saklamıyor ve oyunu aktif olarak geliştirerek sürekli yeni içerik ekliyor. Ön inceleme yazısını okurken bu durumu hesaba katarsak daha yararlı olur.

Wolcen: Lords of Mayhem, yukarıda da belirtildiği gibi hack’n slash türüne dahil. İzometrik kamera açısıyla oynana bir aksiyon rol yapma oyunu (ARPG). “Diablo gibi” şeklinde bir tanım yaparsak herkes anlayacaktır. Oyun açık dünyada (open world) geçiyor ve karakterimizi geliştirmek için haritanın her yerine gidebiliyoruz. Şunu söylemeliyim ki, erken erişim için bile oldukça eğlenceli bir oynanış sunuyor Wolcen.

1

“Uzun süredir takip ettiğimiz Wolcen, 24 Mart tarihinde erken erişime açılmıştı; fakat ne yazık ki oyunu deneme fırsatımız olmamıştı. Şimdi gördük ki Wolcen’i denememiş olmak gerçekten büyük bir kayıp.”

Oyuna başlamadan önce karakterimizi yaratıyoruz ve alıştırma bölümüyle açılışı yapıyoruz. Burada savaş mekaniklerini, büyüleri, eşyaları ve bu tarz bir oyunda hepimizin alışık olduğu o klasik mekanikleri öğreniyoruz.

Karakterimizle başlayalım. Karakter yaratırken sadece dış görünüşünü özelleştiriyoruz. Dış görünüş dışında hiçbir şey seçmiyoruz. Bunun sebebi ise oyunda sabit bir sınıf sisteminin olmaması. Oyun, bu konuda oyuncuyu gerçek anlamda serbest bırakıyor. Ne tarz silah kullanacağınız, giydiğiniz zırh ve kullandığınız büyüler (eğer kullanmayı tercih ederseniz) tamamen sizin tercihinize bağlı. Çift el balta kullanıp, deri (leather) zırh giyerek ellerinizden elektrikler fırlatan bir karakter yaratabilirsiniz; ya da ok kullanan ve sinsilikle hareket eden bir karaktere ağır (heavy) zırh giydirebilirsiniz. Seçim tamamen sizin. “Path of Exile” oyanayanlar bu konsepte biraz daha aşina olacaktır, Wolcen bu konsepti alıp daha da serbestleştiren bir mekanik sunuyor.

Karakterimiz seviye atladıkça onu 2 şekilde geliştiriyoruz. İlk olarak karakterimizin 4 tane belirleyici özelliği var. Strenght, Dexterity, Power ve Constitution. Strength fiziksel hasarımızı etkiliyor. Dexterity menzilli saldırılarımız ve çevikliğimizi etkiliyor. Power büyü gücümüzü Umbra (mana) kapasitemizi etkiliyor. Constitution ise sağlık ve dayanıklılığımız belirliyor. İkinci olarak, seviye atladığımızda mevcut yetenek ağaçlarından (skill tree) yetenek seçiyoruz. Arcanist, Legionary, Hunter, Thief ve Guardian. İstediğiniz yetenek ağacına yönelenebilir ve harmanlayabilirsiniz. Her yetenek ağacının farklı mekanikleri var ve seçenekleriniz bir hayli yüksek.

2

Savaş mekaniklerinden söz edelim biraz da. Arkadaşlar, bu oyunda savaşmak gerçekten çok eğlenceli. Bunun sebeplerinden bir tanesi, yukarıda bahsettiğim serbestlik. Tercihlerimizde özgürüz, fakat bizi bağlayan sınırlarımızda var. Savaş için takip etmeniz gereken 3 parametre var: Sağlık, Umbra (mana) ve Rage. Sağlık zaten hepimizin bildiği HP mantığı. Umbra ve Rage mekanikleri ise alışılmadık şekilde karşımıza çıkıyor. Ekranın alt ortasında yer alan uzun bir bar var, bu barın sol tarafı Umbra sağ tarafı Rage. Umbra barımız kendi kendine doluyor, Rage barı boş kalıyor; fakat savaşa girince işler değişiyor. Savaşta vurduğumuz her darbe Rage barımızı dolduruyor. Fiziksel saldırılar Rage barımızı artırıyor. Büyü yaptığımızda da Rage barımız artıyor ama çok daha az artıyor ve Umbra barımız boşalıyor. Dikkat etmemiz gereken şey ise şu: Rage barımız yükseldikçe Umbra barımız azalıyor. Çok fazla fiziksel saldırı yaparsak Rage barımız tam doluyor, fakat Umbra barımız boşaldığı için büyü yapamıyoruz. Çok fazla büyü yaparsak da Rage barımız yeterince dolmuyor, fiziksel saldırılarla yeterli hasar veremiyoruz ve Rage kullanmamızı gerektiren özellikleri kullanamıyoruz. Yani durumu dengelememiz gerekiyor. Bu yüzden her özelliği yerine göre kullanıp dikkatli olmamız gerekli. Ben şahsen bu mekaniği sevdim, oyun sırasında bu kadar karmaşık olmuyor hemen alışıyorsunuz.

Savaşların temel mekaniği fiziksel hasarlar. Elimizdeki silahlarla verdiğimiz hasarlar oluyor fiziksel hasar. Oyunda yakın dövüş silahları ve menzilli silahlar yer alıyor. Tek elle taşınabilen ve çift elle taşınabilen silahlar var. Tek el silahlarından 2 tane kullanabiliyorsunuz. Çift el silahları kadar hasar vermese de oldukça hızlı vuruyorsunuz. Çift el silahları ise daha yavaş vuruyor, fakat yüksek hasar veriyor. Ayrıca tek seferde yan yana duran düşmanlara aynı anda vurabiliyorsunuz. Menzilli silahlar ise şimdilik yay ve oklardan oluşuyor.

3

“Dış görünüş dışında hiçbir şey seçmiyoruz. Bunun sebebi ise oyunda sabit bir sınıf sisteminin olmaması. Oyun, bu konuda oyuncuyu gerçek anlamda serbest bırakıyor.”

Savaş mekaniklerini eğlenceli kılan bir başka, ve çok önemli, özellik ise büyüler. Büyülerimizin büyük çoğunluğu element bazlı. Ateş, Buz, su ve elektrik (tahta değil miydi o?). Detaya girmeden önce şunu söyleyeyim, büyüler gerçekten çok güzel gözüküyor, erken erişimde olan bir oyun için tam bir görsel şölen diyebilirim. Oyuna standard bir elektrik ve buz büyüsüyle başlıyorsunuz. Elektrik büyüsü ile Umbra barımız bitene kadar millete şişmşek yağdırabiliyoruz (Palpatine ?!), buz büyüsü ise etrafımızdaki düşmanları dondurmamızı sağlıyor.

Oyunda sabit bir sınıf seçmediğimiz için büyüleri oyunda ilerlerken kendimiz buluyoruz. Düşmanlarımızı öldürdüğümüzde eşya olarak büyü kitapları düşebiliyor. Bu kitaplar spesifik büyüler için bilgi içeriyor. Envanterimizde yer alan kitapları okuyarak kitabın içerdiği büyüyü öğreniyoruz. İşlem sonunda kitap yok oluyor. Eğer önceden öğrendiğimiz bir büyünün kitabını elde edersek, o kitabı tekrar okuyarak mevcut büyüyü güçlendirebiliyoruz. Bu şekilde, öğrendiğimiz büyülerin kitapları gereksiz olmaktan çıkıyor.

Büyülerin en önemli kullanımı ise çevre etkileşimi ile gerçekleşiyor. Büyülerimizin çoğu element bazlı olduğu için elementleri birbirleriyle etkileşime sokabiliyoruz. Mesela su birikintisi içindeki düşmalara elektrik verdiğimizde büyümüz daha etkili oluyor; ya da yanan düşmanları buzlaştırdığımızda alevleri sönüyor. Bu mekaniğin en güzel örneği Divinity: Orginal Sin’de yer alıyor. Divinity’e oldukça benzeyen ve gerçekten güzel çalışan bir sistem. Savaş sırasında düşünmeye teşvik ediyor.

4657490a675d5d31582008f1dab70cc9_original

Temel mekaniklerin dışında, “Apocalyptic Form” adında Wolcen’e özel bir mekanik sayesinde oyunu oynayış şeklimiz karakterimiz üzerinde farklılıklar yaratıyor. Düşük seviyelerde verdiğimiz önemli kararlar, kullandığımız büyüler ve dövüş şeklimiz baz alınarak sonrakiki seviyelerde karakterimiz yeni yetenekler ve görünüşler geliştirebiliyor. Mesela sürekli fiziksel saldırılar yapan bir karakterin vücudunda üçüncü bir uzuv oluşabiliyor ve bu uzuvla karakter fazladan 1 silah daha taşıyabiliyor; ya da sürekli alev bazlı büyüler kullanan bir karakter lavdan oluşan bir deri geliştirebiliyor. Oldukça değişik ve farklılık yaratan bir mekanik. Özellikle çevirimiçi oyunlarda çok rağbet görecektir. Hazır bahsetmişken, evet oyunu çevirimiçi oynayabiliyorsunuz; fakat erken erişim sürecinde bu özellik mevcut değil.

Oyunun teknik kısmına bakacak olursak… Öncelikle grafikler oldukça güzel gözüküyor. Cryengine kullanan ekip gerçekten iyi iş başarmış. Kaplamalar, su efektleri, ışıklandırmalar ve büyüler gerçekten güzek gözüküyor. Söyleyebileceğim şey, optimizasyon konusunda biraz daha ilerleme kaydedilebilir; ben Nvidia GTX 960m ekran kartıyla oynadım ve en düşük ayarlarda 30-40 FPS gördüm. Tabii oyun en düşük ayarlarda bile gayet güzel gözüküyor. Ayrıca karakter ve düşman modellemeleri de şuan için birbirine çok benziyor. Oyunun sesleri için ise henüz ilerleme kaydedilmemiş. Silah sesleri ve büyü sesleri, çevre sesleriyle birlikte oyunda yer alıyor fakat karakterler için şu an seslendirme mevcut değil. Diyaloglar yazı üzerinden dönüyor. Ayrıca silahların sesleri de genelde çok farklılık göstermiyor. Bu kısımların ileride geliştirileceğini düşünürsek, şimdilik fazla göze batmıyor.

ss_17829f6e94a829c96c99eafbbe66e089e16a0990.600x338

Sonuç olarak Wolcen: Lords of Mayhem kesinlikle denenmesi gereken ve ciddi potansiyeli olan bir oyun. Henüz geliştirme sürecinin çok başında olmasına rağmen oynaması gerçekten eğlenceli. Tabii erken erişim sürecinin kısıtlı içeriği sebebiyle oyun süresi çok fazla olmayacaktır. Geliştirici ekip her ay en az 2 güncelleme yapıyor ve oyunu sürekli büyütüyor. Erken erişimdeki oyunların kötü ünü yüzünden ilk başta bizde kuşkuyla yaklaşmıştık, fakat beklediğimizden çok daha iyi bir oyunla karşılaştık. Tekrar hatırlatalım, oyun daha çok yeni ve erken erişim sürecinin başında. Tam sürüm bir oyunla kıyaslamamak gerek. Kesinlikle şans verilmeyi hak eden bir oyun. Detaylı bilgi için oyunun internet sitesine ve Steam sayfasına göz atabilirsiniz. Haberin sonunda oyunun görsellerinden oluşan bir galeri yer alıyor. Oyunun grafiklerine oradan göz atabilirsiniz.

Comments